Seni Basketbol Takımına Aldım | Elif'in İlham Veren Öyküsü (12)

 Bölüm 12

Elif'in İlham Veren Öyküsü

Ulusal finaller için Denizli'ye hareket ederken yüreğimizde heyecan, kaygı ve bilmediğimiz bir şehirde kazanacağımız umudun karışımı vardı. Takım otobüsüyle şehre girerken, Denizli il sınırı tabelasını geçtiğimiz an sıradan bir şehire değil, kaderimizi belirleyecek bir yolculuğa adım attığımızı hissettik.


Seni Basketbol Takımına Aldım

Pansiyona yerleşmeden önce hep birlikte heyecanla yürümeye başladık. Yolumuzu kaybettiğimiz anlardan birinde Burcu'nun "Galiba eve yürümeye karar verdik" esprisiyle kahkahalara boğulduk. Şehir değil, ruhumuz yürüyordu adeta. Pansiyonun koridorlarından geçerken ayak seslerimiz Melek'in Son Sesi'nin melodisini fısıldıyordu. Şimdilik yalnızca biz duyuyorduk; ama kupayı kaldırdığımızda herkes duyacaktı.

Akşam bekir koç ve İbrahim öğretmen kura çekimine gitti. Biz takımca pansiyon kapısında onların dönmesini bekliyorduk. Bekir koç geldikten sonra grubumuzu açıkladı: "Dilmenspor, DSİ, Antep Yıldızlar Okulu ve biz D grubundayız. Görünen o ki, grup 3.lüğü başarı olur bizim için."

Bekir koçun bu sözleri takımın hoşuna gitmedi. Ama biz Bekir koçun bu tip sözlerine alışıktık. Odalarımıza çekildikten sonra Meryem ve Tuğba'nın kaldığı odada bir takım toplantısı yaptım. "Biz üçüncülüğü kabul etmiyoruz. Kupayı alıp döneceğiz." dedim. Takımın ruhu hemen ateşlendi. "Unutmayın, asıl maçlar yüreğimizde oynanacak."

Ertesi gün turnuvanın maçları oynanmaya başlandı. Antep Yıldızları Okuluyla yaptığımız ilk maçta çok basket kaçırdık. Ama 5 sayı farkla maçı kazandık. Ardından Dilmenspor'u 53-49 yendik. Son gün DSİ karşısında 65-51 kaybettik. Grubu ikinci sırada tamamladık. Bu başarı Bekir koç için sürprizdi. Ancak yine kendisini övdü. Oyun sistemiyle başarının mimarı olduğunu söyledi. 

Eleme turunda Ankara Basketbol Kolejiyle karşılaştık. Maç çok çekişmeli geçti. Ben hem asist yapıyor, hem top çalıyor hem de savunmamla çok etkiliydim. Takım bu maçta ruhunu bulmuştu. Oyunun son saniyelerinde çok kritik bir üçlükle 50-49 maçı kazandık. Bu galibiyet Melek'in Son Sesi tınısının turnuvada duyulmaya başlandığı an oldu.

Yarı finalde Aydın Kara İncir'i 61-41 gibi net bir skorla geçtik. Finalde turnuvanın en büyük favorisi DSİ ile yeniden karşı karşıya geldik. Onlar oyuna fırtına gibi başladı. Devreyi de 12 sayı önde kapattılar. Devrede soyunma odasında Çiğdem, Bekir koçun sözünü keserek ayağa kalktı: "Biz buraya neden geldik? Ay Işığı Sonat'ını çalacak mıyız, çalmayacak mıyız?" Çiğdem'in bu çıkışında sadece biz değil, Bekir koç da çok etkilendi. Bu havayla basketbol sahasına geri döndük.

İkinci yarıda rüzgarı arkamıza aldık. Takımımız savunmada büyük direnç göstererek hücumda parlamaya başladı. Meryem tüm ribauntları aldı. Çiğdem fastbreak'ten birkaç basket attı. Ben de isabetli dış şutlarımla rakibin savunmasını sarstım. 

Fark birer birer azalarak son saniyelerde 4 sayılık üstünlüğümüzle maç sonuna geçtik. DSİ topu çok iyi çevirerek bir üçlük atış buldu. Meryem seken bu topun ribaundunu alarak bana pas attı. Rakip topu kapmak için çırpınsa da topu çok iyi çevirip onlara faul yapma fırsatı vermedik. Son iki saniyede pas bana geldi. Topa sarıldım, yere yattım ve süre bitti.  Bu top benim için sadece bir top değildi. Melek öğretmenden aldığım pasın sembolüydü artık.

Kupayı kaldırdığımızda ter, gözyaşı ve yüreklerimiz bir aradaydı. Melek'in Son Sesi artık herkesin kulağındaydı. Bu zafer sadece bir şampiyonluk değil, inancın ve dayanışmanın bir öyküsüydü.

Okula döndüğümüzde Melek öğretmenden bir mesaj aldık. Şampiyon olmuş kupayı bize ithaf etmişti. Gözlerim doldu. "Pası aldım, artık sıra bende."

Bekir koçun adaletsizliği de karşılığını buldu. Onun yerine basketbol efsanesi Hüseyin Çoban ekolümüze nesillere aktırmak için takımın başına geçti. Melek öğretmenin başlattığı sistemi, Hüseyin Çoban ileriye taşıyacaktı. 

Sezon sonunda takım arkadaşlarımdan bazıları eğitim bursu kazandı, yeni teklifler ve umutlarla yeni bir yolculuk başladı hepimiz için tıpkı Melek öğretmen gibi. Ben ve Çiğdem, başka bir efsane koç Güngör Yıldırım tarafından profesyonel altyapı takımına alındık. 

Bir gece kapımdaki potaya Zeynep abla gibi şut attıktan sonra yastığımın altındaki günlüğümü çıkarıp şunları yazdım:

"Bugün bir şampiyonun günlüğüne yaraşır satırlar yazıyorum. Basketbol sahasındaki zafer bir pasla başlar. Melek öğretmenden aldığım pası başkasına atma zamanı geldi."

Belki bir gün ben de, kenarda duran bir çocuğun elinden tutar ve ona şöyle derim:

"Seni basketbol takımına aldım."


Paylaş:
spacer

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Fikirleriniz benim için çok değerli. Lütfen soru sormaktan veya görüşlerinizi paylaşmaktan çekinmeyin!"
Yorumlarınız ve katkılarınız için teşekkürler.