Off Screen ile Backdoor Atak

 Basketbolda hücum sadece topu yönlendiren oyuncunun kararlarıyla değil, topsuz oyuncuların doğru zamanlama ve oyunu okuma becerileriyle kazanılır. Off screen kullanımı ve onunla birlikte yapılan backdoor atak, gelişim sürecindeki oyuncular için önemli bir öğretim olmalıdır.

Bu yazıda, off screen nedir sorusundan başlayarak, off screen ile backdoor atak taktiğini, savunma okumalarıyla birlikte ele alacağız.

Off Screen Kullanımı | Backdoor

Topsuz Oyunda Avantaj Yaratmanın Yolları

Off screen, topa sahip olmayan bir hücum oyuncusunun, bir takım arkadaşının yaptığı perdeyi kullanarak topsuz şekilde avantaj yaratma çabasıdır.

Off screen genelikle:
  • Set hücumlarında
  • Yarısı saha organizasyonlarında
  • Şütörleri oyuna sokmak ve savunmayı zorlamak için kullanılır.
Ancak off screen sadece bunun için değildir. Asıl gücü, birden fazla karar verme opsiyonuna sahip olmasıdır.

Off Screen Kullanımında Temel Hamleler

Off screen kullanılırken hücum oyuncusunun genellikle 4 hamlesi bulunur:

    1. İdeal Noktadan Pas Almak
Savunma perdeye takılır veya arkadan takip ederse:
  • Oyuncu şut mesafesinde pas alır
  • Üçlü tehdit ataklarına hazır pozisyonuna geçer.
    2. Curl Cut Yapmak
Savunma pedeyi üstten zorlayarak geçerse:
  • Hücumcu savunmayla omuz teması kurar
  • Potaya doğru içe kat eder
  • Bitiriş ya da kısa pas pozisyonu elde eder
    3. Bacdoor Atak Yapmak
Savunma, perdeyi bozmamak adına jump to the ball pozisyonunda hata yaparsa, en etkili çözüm olarak öne çıkar.

    4. Savunmadan ve Toptan Uzaklaşmak (Fade / Drift)
Savunma afresif switch veya hedge benzeri bir pozisyon alırsa:
  • Hücum savunmadan ve toptan uzaklaşır
  • Spacing korunur
  • Böylece hücumun devamlılığı sağlanır
Off Screen kullanımıyla ilgili yukarıdaki detayları görmek için lütfen bağlantıyı tıklayınız.

Off Screen ile Backdoor Taktik Atağı İlişkisi


Backdoor atak, off screen kullanımında en etkili hamlelerinden biridir. Off screen içerisinde backdoor atak ne zaman yapılmalıdır?
  • Savunmacı topla hücum arasına tam girememişse
  • Savunmacı jump to the ball pozisyonunu abartmışsa
  • Savunmacı perdeyi geçerken gövde açısını kaybetmişse
Bu zamanlarda hücum oyuncusu, backdoor taktik atağını yapmalıdır. Off screen kullanımında backdoor yapılırken dikkat edilmesi gereken bir takım teknik detaylar vardır. Bunlar:

Saplama Adımı (Plant Step)

Backdoor atağın başarısı büyük ölçüde saplama adımına bağlıdır. Saplama adımını kullanırken;
  • Hücum oyuncusu perdeyi kullanacakmış gibi bir adım atar
  • Savunmacıyı yukarı hareket ettirir
  • Ardından keskin bir açıyla potaya hareket eder
Saplama adımı olmadan yapılan backdoor atakları, genç basketbolcu adaylarında görülen en sık hatadır.

Zamanlama ve Göz Teması

  • Backdoor ezbere yapılan bir hareket değil, savunmayı okumanın sonucudur.
  • Topla oynayan oyuncuyla göz teması kurmak şarttır.
  • Erken atılan paslarda savunma toparlanabilir, geç atılan paslarda açı bitmiş olabilir.

Yaş Gruplarına Göre Off Screen ile Backdoor Öğretimi

12-14 Yaş

Net kural; savunmacı top ile senin arana girerse backdoor yap.

15-18 Yaş

  • Jump to the ball hataları öğretilir.
  • Saplama adımı ve karar verme süreci geliştirilir.
  • Perdeyi okuma davranışı kazandırılır.

19-22 Yaş

  • Backdoor sonrası opsiyonlar eklenir: Bitiriş, pas alma vs.
  • Yardım savunması okunmaya başlanır.
Off screen ile backdoor öğretirken oyuncuya verilmesi gereken temel mesaj şudur:
Backdoor, koştuğun için değil; savunmacıyı yanlış pozisyona soktuğun için çalışılır.
Bu bilinç genç basketbolcu adaylarına yerleştiğinde:

  • Topsuz oyunlar aktifleşir
  • Savunma sürekli karar vermek zorunda kalır
  • Hücum setleri ezberden çıkar.
Off screen kullanımı ve backdoor atak, modern basketbolda topsuz oyunun temel yapılarından biridir. Bu genç basketbolcu adaylarına doğru öğretildiğinde:

  • Oyuncuların karar verme becerileri gelişir
  • Savunma disiplini baskı altına alınır
  • Hücumda süreklilik ve akıcılık sağlanır
Özellikle altyapılarda, off screen kullanımı bir karar verme mekanizması olarak ele almak; oyuncu gelişimi açısından kritik öneme sahip olur. 

spacer

MŞP Rüzgarı; Emek, İnanç ve 3 Kupa

 26 Aralık 2025 tarihinde, Atatürk’ün Ankara’ya gelişi anısına Şişli’de düzenlenen geleneksel Atatürk Koşusu, okul sporları takviminde hem tarihsel hem de sportif açıdan çok özel bir yere sahipti. Şişli Maçka Parkı Havuzlu Alanı’nda gerçekleştirilen bu anlamlı organizasyonda, minik, küçük, yıldız ve genç kategorilerinde kız ve erkek sporcular ayrı ayrı mücadele etti.

Benim için bu yarışma, yalnızca bir kros organizasyonu değil; planlı çalışmanın, sabrın ve okul sporlarının eğitici gücünün sahaya yansıması oldu.

MŞP Atletizm Takımı Sahnede

Mahmut Şevketpaşa Ortaokulu (MŞP) olarak yarışmaya:

Küçük Kızlar; Rabia, Meryem, Ela ve Kaptan Rananur
Küçük Erkekler; Kuzey Ömer, Sezer, İlkay ve Kaptan Cesur
Yıldız Kızlar; Zehra Selen, Berra Yağmur, Elenaz, Anosha ve Kaptan Nergiz
Yıldız Erkekler; Buğra, Ahmet, Emirhan, Younus Mateen, Mirac ve Kaptan Aras 

olmak üzere 4 takım ile katıldık. Maçka Parkı’nın zorlu zemininde koşulan bu kros yarışmaları, sporcular için hem fiziksel hem de mental dayanıklılığın sınandığı bir atmosfer sundu.

Yarışma sonunda elde edilen sonuçlar, MŞP’de yürütülen sportif sürecin ne kadar doğru bir zeminde ilerlediğini bir kez daha gösterdi:

Küçük Erkekler: 🥇 Şampiyon
Yıldız Kızlar: 🥇 Şampiyon
Küçük Kızlar: 🥈 İkincilik
Yıldız Erkekler: 7.’lik

Özellikle küçük erkek takımımız, önceki yarışmada kazandığı şampiyonluk unvanını bu koşuda da koruyarak, “ünvan koruma koşusu”nu başarıyla tamamladı. Bu, tesadüf değil; istikrarlı çalışmanın doğal sonucudur.

Bunun yanı sıra bireysel derecelerle öğrencilerimiz göz doldurdu;

Küçük Erkeklerde Sezer 1.liği kazanırken, Cesur ise ikinci oldu.
Yıldız Kızlarda Berra Yağmur 2.liği kazanırken, Anousha 3.lük kürsüsüne çıktı.

MŞP Atatürk Koşusu

Hikayesi Olan Başarılar

Bu dereceler yalnızca kürsü fotoğraflarından ibaret değil, her birinin arkasında ayrı bir gelişim hikâyesi var:Küçük Kız Takımımız, önceki yarışmada yalnızca 2 puan farkla madalyayı kaçırmıştı. Bu kez daha bilinçli, daha disiplinli çalışarak sahaya çıktılar ve emeklerinin karşılığını ikincilik kupasıyla aldılar.

Yıldız Kız Takımımız, bir önceki organizasyonda madalyadan uzak bir performans sergilemişti. Ancak pes etmediler. Doğru planlama, doğru yüklenme ve mental hazırlıkla bu yarışmada şampiyonluğa uzandılar. Bu sonuç, okul sporlarında gelişimin en somut göstergesidir.

Yıldız Erkek Takımımız, yarışma sırasında yaşanan teknik bir hata nedeniyle koşunun iptal edilmesi sonrası tekrar koşmak zorunda kaldı. Yoğun yorgunluk altında gerçekleşen ikinci koşuda madalyaya ulaşamasak da, sporcularımızın gösterdiği mücadele ve sportmenlik her türlü takdirin üzerindedir.

Küçük Erkek Takımımız, bir önceki yarışmada şampiyon olmuşlardı. Şampiyonu olmanın zor ama şampiyonluğu korumanın daha zor olduğu bilinciyle ünvan korumayı başardı.

Atatürk Koşusu’nu 4 takımla katılıp 3 kupa kazanarak tamamlamak, Mahmut Şevketpaşa Ortaokulu adına büyük bir gurur kaynağıdır. Ancak benim için asıl kazanım; sporcularımızın:
  • Yarışma disiplini kazanması
  • Kazanırken de kaybederken de sportmen kalması
  • Sporun yaşama değerini yaşayarak öğrenmeleri olmuştur.

MŞP'de Spor Bir Sonuç Değil, Bir Kültür Olsun İstiyorum

Daha önce de defalarca vurguladığım gibi, MŞP’de spor yalnızca madalya hedefiyle yapılan bir faaliyet değildir. Spor; karakter gelişiminin, özgüvenin, sorumluluk almanın ve birlikte başarmanın bir aracıdır. Atletizm branşı ise bu değerleri en yalın ve en saf haliyle çocuklara sunar.

Bu anlamlı organizasyonda emeği geçen tüm sporcularıma, destek veren öğretmenlerimize ve organizasyonda görev alan herkese teşekkür ediyorum.

spacer

Basketbolda Topu Terse Çevirme

 Basketbol oyununda topu terse çevirmek, modern hücum anlayışının en temel ilkelerinden biridir. Savunmayı yıpratmanın, boş şut yaratmanın ve oyun temposunu kontrol etmenin en etkili yollarından biri topun terse çevrilmesidir. 

Bu yazıda topun pas ve driblingle terse çevrilmesini, yüksek postun kullanılmasını göreceğiz. Ayrıca Horns / Delay gibi kalıplar içerisindeki taktik değerini ele almaya çalışacağız.

Topun Terse Çevrilmesi

Basketbolda Topu Terse Çevirme Nedir?

Topu terse çevirmek; hücumun güçlü tarafında oluşan savunma yoğunluğunu zayıf tarafa hızlı ve bilinçli şekilde topu aktarmaktır. Amaç topu sadece zayıf tarafa taşımak değildir. Savunmanın rotasyon gecikmesi sırasında cezayı kesmektir.

Altın kural; top ne kadar hızlı çevrilirse, savunma o kadar gecikir.

Topun Pasla Çevrilmesi

Topun pasla çevrilmesi önceliklidir. Neden? Çünkü;
  • Savunmayı en kısa sürede rotasyona girmeye zorlarlar.
  • Top kaybı riski düşüktür.
  • Hücum temposunu sürdürür.
  • Şut kalitesi iyi olur.
  • Takım oyunu refleksleri gelişir.

Pasla topu çevirmenin zamanlamasında şu durumlar göz önüne alınmalıdır;
  • Yardım savunması geldiğinde,
  • Zayıf tarafta şütör varsa,
  • Penetre sonrası avantaj yakalanmışsa birinci tercih olmalıdır.

Driblingle Topu Terse Çevirme

Driblingle topun terse çevrilmesi nadir gerçekleşir. Driblingle topun terse çevrilmesinin oluştuğu zamanlar şunlardır;
  • Pas açısı kapalı olduğu durumlarda,
  • Savunmanın agresif close-out yaptığı durumlarda,
  • Topu kontrol eden oyuncunun karar mekanizması güçlü olduğu durumlarda driblingle top terse döner.

Driblingle topu terse çevirirken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Bunlar;
  • 2-3 driblingten fazla kullanılmamalıdır.
  • Avantaj elde etmek için dribling yapılmalıdır.
  • Tempoyu düşüren driblinglerden kaçınılmalıdır.

Unutmayın dribling oyunu geliştirmeli, keyfi yapılmalıdır.


Yüksek Postun Kullanımı

Topun terse çevrilmesinde yüksek post bölgesi, hücumun kritik bir noktasıdır. Yüksek post bölgesine çıkan oyuncunun topu alması, hücumun atak gücünü iki kat arttıran bir tehdit unsuru haline gelir.

Teknik açıdan bakıldığında;
  • Geniş görüş açısı yaratır.
  • Kısa ve güvenli pas mesafelerine sahiptir.
  • Hızlı karar verilebilecek bir anı yaratır.
  • Uzun oyuncunun pas ve oyun görüşünü geliştirir.

Taktik açıdan bakıldığında;
  • Savunmayı merkeze çeker.
  • Yardım savunmasını kararsız bırakır.
  • Zayıf tarafta boş şut imkanı yaratır.
  • High-low ve ekstra pas seçeneklerine sahiptir.
  • PnR için ideal spacing konumunu oluşturur.

Yüksek postta topla buluşan oyuncu, sadece bir istasyon değil; oyuna yön verecek kritik bir role sahiptir.

Horns / Delay Gibi Kalıplarla Topun Terse Çevrilmesi

Horns, Princeton ve Delay gibi kalıplar, yüksek posttaki uzun oyuncuları merkeze alan oyunu okuma temelli hücum yapılarıdır. Bu düzenlerin tipik akışları;
  • Top yüksek posta gelir,
  • Savunma merkeze çekilir,
  • Top hızlı paslarla zayıf tarafa aktarılır,
  • Şut ve close out ataklar yapılır.

Bu sayede;
  • Savunma iki kez rotasyona girer,
  • Topun terse çevrilme süresi kısalır,
  • Hücum oyuncuları daha az dribling yapar,
  • Uzun oyuncular da oyuna aktif katılır.

Topun Terse Çevrilmesinde Yaş Gruplarına Göre Kazanımlar Nelerdir?

12-14 Yaş

  • Pas alışkanlığı
  • Uzunun oyuna katılımı
  • Alan farkındalığı

15-18 Yaş

  • Yüksek post kararları
  • Topun terse dönme disiplini
  • Set içi oyunu okuma becerileri

19-22 Yaş

  • Uzun set oyunları becerileri
  • U18'den A takıma geçiş
  • Modern basketbola hücum adaptasyonu

Sık Yapılan Hatalar

  • Yüksek posttaki oyuncunun topu aldıktan sonra zaman kaybetmesi
  • Terse pasın gecikmesi
  • Fazla dribling kullanmak

Basketbolda topu terse çevirmek sadece bir yön değişimi değildir. Ayrıca savunmayı cezalandırmak için kullanılan bir fırsattır. Pas öncelikli topun çevrilmesi, yüksek postun kullanımı ve bazı kalıplarda kullanılarak topun terse çevrilmesi desteklendiğinde, hücum daha akıllı, daha hızlı ve daha verimli hale gelir.

Unutmayın; terse dönen top genellikle doğru şutu bulmanıza yardım edecektir.
spacer

Özel Olimpiyatlar Türkiye 3x3 Basketbolu | Bir Takımın Hikayesi

 Özel sporcuların sporla kurduğu bağ, yalnızca bir oyun ya da müsabaka deneyimi değildir. Bir kimlik kazanma, kendini ifade etme, güçlenme ve toplumla kaynaşma yolculuğudur. Özel Olimpiyatlar Türkiye, yılladır bu anlayışla hareket ederek kapsayıcılığını konuşturuyor. Basketbola bakışı yalnızca performans değil; birlikte olmaya, paylaşmaya, gelişime ve spor kültürünü herkes için erişebilir kılmaya dayanıyor.

10-11 Aralık 2025 tarihlerinde İstanbul'un Silivri ilçesinde, Alibey Spor Salonunda düzenlenen İstanbul Oyunları tam da bu yaklaşımın sahadaki yansıması oldu. İstanbul'un 10 ilçesinden 150 özel sporcu; basketbol, bocce, masa tenisi ve atletizm branşlarında büyük bir heyecanla mücadele etti. 40 antrenör ve yüzlerce gönüllü partner sporcuların katılımıyla iki gün boyunca kapsayıcı sporun en anlamlı örnekleri yaşandı.

İstanbul Oyunları

3x3 Basketbol Sahnesinde KURAL

İstanbul Oyunlarındaki 3x3 Basketbol turnuvasında 6 takım mücadele etti. Tek pota maçlarında; hızlı karar verme, dayanıklılık ve takım içi uyum öne çıktığı için özel sporcuların gelişiminde etkili bir rol oynadı.

KURAL'ın özel sporcularıysa bu turnuvada ilk kez sahne aldı. İstanbul Oyunları KURAL'ın ilk 3x3 basketbol deneyimi oldu. Maçlarda sahaya dökülen azim ve mücadele ruhu sahada kendini fazlasıyla gösterdi. 

KURAL; turnayı 2 galibiyet, 4 yenilgiyle 4. sırada tamamladı. Alınan netice yalnızca turnuvanın sıralaması değil; takımın gösterdiği gelişimin, enerjinin ve mücadele ruhunun bir göstergesiydi.

Ulusal Takım Aday Kadrosuna 2 Özel Sporcu

KURAL'ın 3x3 basketbol takımından iki özel sporcu Denizcan ve Akın Şili'de düzenlenecek Özel Olimpiyatlar Dünya Oyunlarına gitmek için Özel Olimpiyatlar Türkiye'nin aday kadrosuna alınarak KURAL'a büyük bir gurur yaşattı.

Bu başarı yalnızca bireysel bir kazanım değil; KURAL  ekibimizin doğru yolda olduğunu kanıtlayan önemli bir nokta olmuştur. Bu yolculuğu sahada özel sporcularımızla birlikte yürürken şunları söyleyebilirim.

Özel sporcuların basketbolla tanışmaları, onların hayatlarında unutulmaz anılar biriktiriyor. Basketbol onlar için;

  • Kendilerini özgürce ifade ettikleri bir alandır.
  • Başarı ve gelişimin somut olarak görüldüğü güvenli bir ortamdır.
  • Arkadaşlık, dayanışma ve takım ruhu duygularını en yoğun yaşadıkları bir sosyal etkileşim yeridir.
  • Fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimin aynı anda güçlendiği bir platformdur.
Özel sporcuların basket attığında yüzlerindeki mutluluğu ve öz güveni, takım arkadaşını motive ederken gösterdiği olgunluğu görmek, Özel Olimpiyatlar Türkiye'nin ne kadar kıymetli bir şey olduğunu gösteriyor.

İstanbul Oyunları: Kapsayıcılığın Sahadaki Karşılığı

İstanbul Oyunları açılış töreniyle başladı. İki gün basketbol sahası boyunca büyük bir coşkuya sahne oldu. Oyunların sonunda düzenlenen madalya töreniyse özel sporcuların emeğini taçlandırdı.

Her sporcunun değerli olduğu, her sporcuya eşit fırsatın tanındığı Özel Olimpiyatlar Türkiye'de bu nokta büyük bir anlam kazandı. 

Bu bağlamda; KURAL'ın 3e3 basketbol sahnesindeki ilk deneyimi, gelecek yıllar için güçlü bir başlangıç oldu. Bu aşamada, gelişim, mücadele, öğrenme, birliktelik ve en önemlisi unutulmaz anılar birikti.

Önümüzdeki süreçte daha fazla özel sporcunun basketbolun birleştirici gücüyle tanışması, daha fazla müsabakada yer alması ve kentdini daha güçlü hissetmesi için çalışmaya devam edeceğiz.

Şimdi bu hikayenin daha güzelini yaşamak için sabırsızlıkla bekliyoruz.
spacer

SENİ BASKETBOL TAKIMINA ALDIM | Melek'in Son Sesi (11)

 Bölüm 11

Melek'in Son Sesi

Melek'in Son Sesi sahada duyulmazdı ama basketbol karakterimizde hissediliyordu. Her alkış alan pas, her yardım savunması, her top çalındığında onun sessiz melodisi yükseliyordu. Sanki sahada görünmez bir orkestra vardı da, bizler onun parmak uçlarıydık. Artık en gürültülü salonlarda bile birbirimizin gözlerine bakarak sessiz bir dilde anlaşabiliyorduk.

Seni Basketbol Takımına Aldım

Tabelada yenilmiş olsak bile kalbimizdeki basketbol ateşi sönmüyordu. Her yere düşüş, birlikte kalkmak için bize bir fırsattı. Takım olmak böyle bir şeydi. Düştüğünde biri elini uzatır, sendelendiğindeyse elinden tutardı. Basketbol sahasında atan kalplerimiz bir olmuştu. Beethoven'ın Ay Işığı Sonatı gibi derin bir ahenk içinde basketbol oynuyorduk. İşte bu ahenk, Melek'in Son Sesiydi.

Bekir koçla tam üç aydır aynı döngüdeydik. Onda hiç bir şey değişmemişti. Aynı sert tonu, aynı tekrarlayan antrenmanları, aynı adaletsizlikleri... Fundamental çalıştırmıyor, kenarda bekleyen arkadaşlarımızı idmanlarda dahi oyuna almıyor, sadece güçlü gördüğü oyunculara güveniyordu. Bizim için Bekir koç, umutsuzluğun sesi olmuştu. Ama yılmadık.

Bir gün Burcu sessizce yanıma gelip şöyle dedi:

"Eğer sen olmasaydın, bizi antrenman sonrası ekstra çalıştırmasaydın, çoktan çözülmüştük."

Bu söz bana Melek öğretmeni hatırlattı. Belki de bir gün ben de onun gibi bir koç olacaktım. Bu düşünce beni hem ürküttü hem güçlendirdi. Melek öğretmenin verdiği bordo kaplı defterdeki temel prensipleri kullanarak arkadaşlarıma sadece teknik çalıştırmıyor, oyunu okumayı da öğretiyordum. Oyunun nasıl geliştiğini, boşta kalan oyuncunun nasıl fark edileceğini, birlikte nasıl hareket edeceğimizi öğreniyorduk. Üçlü tehdit pozisyonu gibi kavramların sadece teknik değil, taktik fırsatlar sunduğunu birlikte öğrendik. Herkes birbirinden öğreniyordu. Eğitim bir zincir ise biz o zincirin en güçlü halkalarıydık.

Oysa Bekir koç hala uzun, karmaşık ve takımı anlamsız oyun düzenlerine boğuyordu. Sahada yaşadığımız birçok sorun, temel basketbol tekniklerinin eksikliğinden kaynaklanıyordu. Ben de bu boşluğu her maçtan sonra öğrenerek yeniden ve yeniden doldurmaya çalışıyordum. O zamanlar farkında olmadan bunu yapıyormuşum meğer. Bazen "liderlik bu mu?" diye düşünüyordum. Ama öğrenmiştim ki liderlik, herkes vazgeçtiğinde devam edebilmekti.

Bekir koçun bazı oyuncuları oyun dışı bırakması içimize en çok kemiren şeydi. Bir gün, antrenmanda ısınırken Esra topu elinden kaçırdı. Bekir koçun sert bakışı ve sesiyle geriye çekildi. İdmanı terk etti. Hepimiz onun antrenmanın geriye kalan zamanında kenarda oturacağını biliyorduk. Çünkü o bakışı tanıyorduk. Bu sadece Esra'yı değil hepimizi yaraladı. Ama ilk kez biri çıkıp antrenmanı terk etti. Bu bir kırılma anıydı.

Sessiz Dayanışma

İşte o andan sonra Çiğdem ve Burcu'yla birlikte, sessiz bir dayanışma başlattık. Sahada ve dışarda birbirimize tutunmaya karar verdik. Adaletin olmadığı yerde biz birbirimize adalet olacaktık. Kadın dayanışmasının ne olduğunu ilk defa o zaman anladım. Sessiz bir devrimdi bizimki; bazen bir pasla, bazen bir ribauntla, bazen de sadece bir tebessümle başkaldırıyorduk. 

Bekir koçun adaletsizliği yalnızca yedek kulübesini değil, sahadaki mücadelemizi de gölgeliyordu. Ama biz susarak karşı çıkıyorduk. Sahada kurduğumuz takım uyumu artık sessiz bir isyandı.

Burcu'nun sırtıma dokunuş, Çiğdem'in "hadi devam" diyen bakışı... Hepsi birer umut oluyordu. Her maçtan sonra sadece skorda değil, dostluğumuz da kazanıyordu ve büyüyordu. Belki de Melek öğretmenin bize bıraktığı en büyük miras buydu. 

Hiçbirimiz antrenman bitince hemen eve gitmiyorduk. Kendi eksiklerimizi çalışıyor, birbirimize destek oluyorduk. Her zaman sahada olmayan bir kişi vardı: Bekir koç!

Bir gün Çiğdem, topu yere vurarak şöyle dedi:

"Bu sezonu Melek öğretmen için oynuyoruz. Melek'in Son Sesi biziz! Bekir koça rağmen, hep birlikte kazanacağız. Mutlaka kazanacağız!"

Alkışlar salonun tavanına çarparak yüreğimizde yankılandı.

Deplasmanda ulusal şampiyonluğun en büyük adayı Dilmenspor'u yenmiştik. Sert savunma, dış şutlardaki yüzde ve birlikte hareket edip maçı domine ettik. Bekir koçtan içten bir tebrik beklerken, soyunma odasındaki maç sonu konuşması buz gibi soğuktu:

"Demek ki sistemim işe yarıyor. Ne yaptığımı ben çok iyi biliyorum. Tebrikler takım."  Sonra döndü ve soyunma odasından çıktı.

Bu sözler bizde soğuk bir duş etkisi yarattı. Ama başımı eğmedim. Arkadaşlarımın gözlerine baktım. O an gördüm ki zincir halkası sapasağlamdı.

"Koç güç biri olabilir ama gerçek takım biziz." dedim sessizce. "O ses biz olacağız Melek'in Son Sesi biziz." dedim sessizce.

Bundan sonra herkes takım için daha da özverili oldu. Tuğba daha fazla fedakarlık yaptı. Meryem pota altında savaşçıya dönüştü. Burcu kenardan gelerek ritmi değiştiriyordu. Benim de sayı ortalamam artmıştı ama en gurur duyduğum şey, takımın görünmeyen koçu olarak görülmemdi.

Dilmensporu yendiktüen sonra 4-0'lık bir seri yakaladık. Ancak bu başarı küçük bir rehaveti de beraberinde getirdi. İdmanlardan sonra eve gidenlerin sayısı artmaya başladı. Buna bir dur demek gerekiyordu. Bir gün sahayı terk eden son kişi ben oldum.  Sonra takımıma döndüm ve dedim ki:

"Maç kazanmak güzeldir ama bu yeterli değildir. Eğer Melek'in Son Sesi olmak istiyorsak daha fazlasını yapmalıyız. Biz henüz şampiyon olmadık daha yolun başındayız."

Bu sözler takım üzerinde etkili oldu. Bir daha kimse erkenden eve gitmedi. Dilmenspor ve DSİ'nin arkasından bölge turnuvasında üçüncü olarak ulusal finallere katılma hakkı elde ettik.

Melek öğretmenden kalan o çerçeveyi İbrahim öğretmen sayesinde okul girişine herkesin görebileceği bir yere astık. Her sabah çerçeveyi görüyor, o sözleri hatırlıyorduk. Bu motivasyonla ulusal finallere gittik. Ulusal finallerden önce günlüğüme şunu yazdım:

"Bu sezonun adı boşuna Melek'in Son Sesi değil. O ses artık paslarımızda, savunmamızda, yere düştüğümüzde yeniden doğruluşumuzda ve basketbol sahamızda yankılanıyor. Tınıyı duymanıza az kaldı. Büyüleneceksiniz. Çünkü sadece oynamıyoruz, anlatıyoruz."
spacer