Bir Zamanlar Okulum Öğrencileri | Ergin


Bazı şehirler vardır; yalnızca görev yaptığınız yer olarak kalmaz anılarınızda yer alır. Benim için Muş'un Varto ilçesindeki ilk görev yerim tam da böyleydi. Öğretmenlik hayatım boyunca unutamayacağım çok değerli bir başlangıç noktasıdır.

Orada öğrendiklerimi anlatmaya kelimeler yetmez. Bir mesleğe başladığım an değil; aynı zamanda insanı, dayanışayı, yokluk içinde üretmeyi, bir öğrencinin kalbine dokunmanın ne kadar değerli olduğunu öğrendim.

Bu yazı, bugün aktif bir iletişimim olmasa da sosyal medyada birbirimizi takip ettiğimiz tüm öğrencilerime içten bir selam olsun.

Ergin Aktaş

Muş Varto'ya İlk Girdiğim Gün

Varto ilçesine ilk girdiğim günü hatırlıyorum. Minibüs ilçeye girerken tabelada "Nüfus 17400" yazısını görünce içimden "17401" demiştim. O anda artık hayatın önemli duraklarından birine ilerleyen genç bir öğretmen olmuştum.

Minibüsten indiğimde etrafıma bakındım, gördüğüm ilk kişiye atamamın yapıldığı okulu sordum. Bana "şu yolu takip et karşına çıkar" dedi. Yürüdüğüm o yol hala zihnimde bütün canlılığını korumaktadır. Kavak ağaçları arasında uzanan, rüzgarın dallarla kendine özgü bir melodi çaldığı o yol beni bambaşka bir hayata götürdü.

Okulun bahçesine adımımı ilk attığım anda şaşkınlığımı giderememiştim. Kafamda küçük, mütevazi bir bina vardı. Oysa oldukça geniş bir araziye kurulu büyük bir okulla karşılaştım.

Henüz öğrenciler yoktu, sessizlik ve ben vardım. Ama biliyordum ki okulun beden eğitimi öğretmeni olarak öğrencilerle birlikte göreve başlayacaktım.

Lojman, Yatılı Okul ve Bekleyiş

Bana lojmandan bir süre evi olacak bir oda verildi. Öğrencilerim de yatılıydı. Yani artık sadece ders zamanları değil günün her saatinde canlı olan bir yerdeydim. Haftada iki gün tüm gün nöbet görevim vardı. Yani dersler bittikten sonra öğrencilerle birlikte olmaya devam edecektim.

Öğrencilerim birer ikişer gelerek odalarına yerleşmeye başladılar. Yüzlerinde yeni eğitim-öğretim yılının merakı vardı, tıpkı bendeki gibi.

Tecrübeli öğretmenlerimizin liderliğiyle bir oryantasyon süreci yaşadım. Böylece öğretmenliğin sahadaki uygulamasıyla ilk defa karşılaşmış oldum. Öğrencilerin ilk gecelerinde adeta sabaha kadar konuştular. Pencerelerden taşan sesler bahçede yankılanıyordu.

Öğrencilerimle İlk Karşılaşma

İlk dersime girdiğim anı hala hissedebiliyorum. İtiraf etmeliyim ki elim ayağıma dolanmıştı. Yıllardır basketbol koçluğu yapıyordum yani çocukların karşısında oldukça tecrübeliydim ama öğretmen olarak çocukların karşısında olmak bambaşka bir şeydi.

Öğrencilerimle ilk bakışmamızda merak, beklenti, güven isteyen gözler vardı. Öğrencilerim adeta "hadi öğretmenim bize yol göstermeye başla" diyordu. Anladım ki, öğretmelik sadece bilgiyi aktarmak değil, güçlü bir ilişki kurmaktır.

Geriye dönüp baktığımda, o okulda geçirdiğim 3 yılda öğrencilerime elimden geldiğince çok şey katmışım. 

Ergin ile Tanışma

Yeni olduğumu bilen öğrenciler benimle bir bir tanışmaya geliyordu. "Hocam hoş geldiniz, ben ..." diye başlayan cümleler sıcacık sohbetlere dönüşüyordu. İşte bu ilk öğrencilerimi asla unutmadım, unutamayacağım.

Bu tanışma fasıllarından biri Ergin ile oldu.

Ergin, zamanla yalnızca öğrencilerimden biri olarak kalmadı, öğretmenlik kariyerimin en özel figürlerinden birine dönüştü. Yıllar boyunca görüşmeye devam ettik. Aramıza kilometreler girmiş olsa da birbirimizi arayıp sorduk. 

Bir gün bana, "öğretmenim siz yenisiniz; isterseniz okula iyice alışmanız için size yardım edeyim" dedi. O zaman anladım ki, öğrenciler de öğretmenin yolunu aydınlatıyor. Varto YİBO'da sadece öğretmenlik yapmadım, onlardan da pek çok şey öğrendiğim için kedimi onlara borçlu hissediyorum.

Ergin ile zamanla okulumda birlikte bir dünya kurduk. Spor dayanışma ve üretme çabasıyla öğrencilerime Ergin'in de büyük çabasıyla yeni ufuklar açmayı başardım.

İmkanlı sınırların olduğu yerde, hayal kurmanın ve onu gerçeğe dönüştürmenin ne kadar kıymetli olduğunu yaşadım. Okula bir basketbol sahası kurduk. Bu öğrencilerim için heyecan, hareket ve ortak bir sevinç alanı oldu.

Çamurda oynadığımız basketbol maçlarının sayısını hatırlamıyorum. Ama o maçların taşıdığı ruhu hala hatırlıyorum. Basketbol öğrencilerimin büyük bir kısmı için yeni bir spordu. İlk kez basketbol topunu eline alan öğrencilerim dahi oldu. Bu yüzden onların oyuna gösterdikleri ilgi, istek ve heyecanları bana tarif edilemez bir mutluluk hissi veriyordu.

Ergin öğrencilerimle aramda adeta bir tercüman olmuştu. Öğrencilerin dinamiklerini, beklentilerini, neye nasıl tepki vereceklerini çok iyi hissediyordu. Bu durumu fark ettiğimde onun fikirlerine daha çok dikkate almaya başladım. Böylece birlikte pek çok projeler üretip hayata geçirdik.

Spor bilgi yarışmalar, voleybol festivali, basketbol maçları, atletizm etkinlikleri, kız-erkek ayırımı yapmadan futbol maçları, sinama gösterimi, tiyatro etkinlikleri, söyleşiler ve daha pek çok şey.

Ergin, öğrencilerin nabzını tutmakta çok iyiydi. Onlar neye ihtiyaç duyuyorsa bana rahatlıkla söylerdi. Biz de elimizden geldiğince talepleri karşılardık. 

İzler Kalıcıdır

Ergin mezun olduktan sonra ilişkimiz devam etti. Hatta zamanla daha güçlü bağlar kurduk. İstanbul'da yollarımız yeniden kesişti. Birçok kez oturduk, konuştuk, geçmişi andık, geleceğe dair umutlarımızı paylaştık. Bir öğrencimin büyümesine, kendi yolunu çizmesine, hayata karımasına tanıklık ettim.

Ergin şimdi uzak bir ülkede hayatını sürdürüyor. Eminim o güzel insan orada da güzel izler bırakıyor.

Ailenle birlikte huzurlu, sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim. Umarım hayat bir gün bizi yeniden bir araya getirir.

Benim için özel bir anı olarak sonsuza kadar yer alacağını bilmeni isterim.
Paylaş:
spacer

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

"Fikirleriniz benim için çok değerli. Lütfen soru sormaktan veya görüşlerinizi paylaşmaktan çekinmeyin!"
Yorumlarınız ve katkılarınız için teşekkürler.