19 Mayıs 1919, Türkiye halklarının bağımsızlık mücadelesinin başladığı bir dönümdür. 19 Mayıs halkın iradesini, dayanışmasını ve özgür bir gelecek inancını temsil eden bir semboldür.
WNBA'in Sessiz Devrimcisi | Cynthia Cooper
Bugün düşündüğümde kadın basketbolunda dolu salonlar, milyonlarca izlenme ve yıldız kadın basketbolcuların yarattığı küresel bir etki var. Caitlin Clark uzun mesafe üçlükler atarak milyonları ayağa kaldırıyor. Diana Taurisi skor üretiminde sınırları zorladı. Lisa Leslie kadın basketbolunda televizyon yüzü olmasını sağladı.
Hikaye LA'de Başladı
Büyük Kadın Basketbolcular
WNBA'in Kurulması
Cynthia Cooper Neden Özeldi?
Kadın Basketbolunun Geldiği Nokta
Basketbol Yıldızı | Bölüm 3
BASKETBOL YILDIZI - BÖLÜM 3
Seçmeler bittiğinde herkes soluk soluğaydı. Emir'in tişörtü terden sırılsıklam olmuştu. Bacakları ağrıyordu, göğsü inip kalkıyordu. Ama içinde garip bir huzur vardı. Elinden gelenin en iyisini yapmıştı. Artık beklemekten başka yapacak bir şey yoktu.
Antrenör Mehmet Bey salonun ortasında durdu ve düdüğünü çaldı. Tüm öğrenciler etrafında toplandılar. Herkes nefes nefeseydi, yorgundu ama meraklıydı. Antrenörün elinde bir not defteri vardı. Üç antrenör de seçmeler boyunca notlar almıştı.
"Gençler," dedi Antrenör Mehmet Bey ciddi bir sesle. "Öncelikle hepinize teşekkür ediyorum. Bugün harika bir performans sergilediniz. Her biriniz elinden gelenin en iyisini yaptı. Bu benim için çok değerli."
Emir yutkundu. Kalbi o kadar hızlı çarpıyordu ki sanki herkes duyuyordu.
"Ama maalesef," diye devam etti antrenör, "takımda sınırlı yer var. Sadece on iki kişi alabiliriz. Bu çok zor bir karar. Üç antrenör olarak uzun uzun konuştuk ve değerlendirdik."
Elif Hanım öne çıktı. "Unutmayın çocuklar," dedi yumuşak bir sesle. "Seçilemeyen arkadaşlar üzülmesin. Bu sadece bir başlangıç. Gelecek sene tekrar şansınız olacak. Önemli olan çalışmaya devam etmek, azminizi kaybetmemek."
"Kesinlikle," dedi Antrenör Selim Bey. "Bazılarınız bugün hazır değildi ama gelecek sene çok daha iyi olabilir. Spor sabır işidir."
Antrenör Mehmet Bey not defterini açtı. "Şimdi isimleri okuyacağım. Lütfen sakin olun. İsminizi duyduğunuzda buraya gelin ve yan tarafta toplanın."
Emir'in elleri titremeye başladı. Zeynep'e baktı. Zeynep de gergin görünüyordu ama ona cesaret veren bir gülümseme gönderdi.
Deniz derin bir nefes aldı. Arda ise çok rahat görünüyordu, sanki kesin seçileceğinden emindi. Kerem sessizce bekliyordu, yüzünde hiçbir ifade yoktu. Ahmet başını eğmişti, yere bakıyordu. Mert parmak uçlarında zıplıyor, heyecanla bekliyordu.
"Tamam," dedi antrenör. "Başlıyorum. Alfabetik sırayla okuyacağım."
Salon öyle sessizdi ki bir iğne düşse duyulurdu. Herkesin nefesi tutulmuştu.
"Ahmet Yılmaz!"
"Evet!" Ahmet sevinçle bağırdı ve öne koştu. Yüzü kıpkırmızı olmuştu ama çok mutluydu. Yan tarafa geçip beklemeye başladı.
Emir Ahmet için sevindi. Ahmet iyi bir çocuktu, hızlıydı. Hak etmişti.
"Arda Kaya!"
Arda gülümseyerek öne çıktı. "Biliyordum," dedi kendi kendine. Ama yüksek sesle söylediği için birkaç kişi duydu. Berat kaşlarını çattı.
"Ayça Demir!"
"Evet!" Ayça sevinçle koştu. Kız öğrencilerin en iyisiydi, onu herkes bekliyordu.
"Deniz Arslan!"
"Var ol hocam!" Deniz büyük bir gülümsemeyle öne çıktı. Uzun boyuyla dikkat çekiyordu. Ahmet'le tokalaştı.
Emir içinden sayıyordu. Dört isim okunmuştu. Sekiz kişi daha vardı. Hala şansı vardı.
"Elif Yıldız!"
Küçük, hızlı Elif sevinçle bağırdı. "Yess!" Koşarak gruba katıldı.
"Emir Demir!"
Emir bir an dondu kaldı. İsmi mi duydu yoksa hayal mi gördü? Zeynep omzuna vurdu. "Emir! Senin adın! Haydi git!"
"Ben mi?" diye fısıldadı Emir inanamayarak.
"Emir Demir!" dedi antrenör tekrar. "Neredesin oğlum?"
"Buradayım! Buradayım!" Emir kendine geldi ve koşarak öne çıktı. Bacakları titriyordu, kalbi çılgınca çarpıyordu. Seçilmişti! Takıma girmişti!
Ahmet ona sarıldı. "Tebrikler dostum!"
"Teşekkürler!" Emir'in gözleri doluyordu mutluluktan.
"Kerem Şahin!"
Kerem sakin bir şekilde öne çıktı. Başını hafifçe eğdi. "Teşekkür ederim hocam."
"Mert Çelik!"
"Yeeeeess!" Mert havaya zıpladı. Kısa boyuna rağmen o kadar yüksek zıpladı ki herkes güldü. "İşte bu! Dedim ben yapacağım diye!"
Antrenör bile gülümsedi. "Aferin Mert. Kısa boyun seni durdurmasın."
"Selin Aydın!"
Uzun boylu Selin mutlulukla öne çıktı. Ayça'yla kucaklaştılar.
"Yasemin Korkmaz!"
Sessiz, utangaç Yasemin inanamadı. "Ben mi? Gerçekten mi?" Gözleri dolmuştu. Yavaşça öne çıktı. Elif Hanım yanına gelip omzuna dokundu. "Aferin Yasemin. Çok iyi savunma yaptın."
On isim okunmuştu. İki isim daha vardı. Zeynep hala bekliyordu. Emir ona baktı ve başparmağını kaldırdı. Zeynep gülümsedi ama gergindi.
Berat da bekliyordu. Yüzü gerilmişti, elleri yumruk olmuştu. Burak ise başını eğmişti, artık umudunu kaybetmişti.
Kız öğrencilerden Seda, Pınar, Merve hala bekliyordu. Erkek öğrencilerden Oğuz, Bartu, Cem de seçilmeyi umuyordu.
"Zeynep Erdoğan!"
"Yesss!" Zeynep havaya zıpladı. Emir'e baktı ve göz kırptı. Koşarak gruba katıldı. Emir ve Zeynep birbirlerine sarıldılar.
"Başardık!" dedi Zeynep.
"Birlikte takımdayız!" dedi Emir.
Bir isim daha kalmıştı. Herkes nefesini tuttu. Kim olacaktı son kişi?
Antrenör not defterine baktı. Uzun bir sessizlik oldu. Sanki saatler geçiyordu.
"Ve son olarak..." dedi antrenör. "Berat Öztürk!"
Berat'ın yüzü değişti. Önce şok oldu, sonra sevinç. "Gerçekten mi hocam?"
"Evet Berat. Güçlü bir savunmacısın. Biraz sinirlerin var ama çalışırsan çok iyi olursun."
Berat öne çıktı. Emir'in yanından geçerken duraksadı. İkisi göz göze geldiler. Aralarında soğukluk vardı ama Emir elini uzattı.
"Tebrikler Berat."
Berat bir an tereddüt etti. Sonra elini sıktı. "Sağ ol Emir."
Belki de artık aralarındaki buzlar eriyebilirdi.
On iki kişi seçilmişti. Ahmet, Arda, Ayça, Deniz, Elif, Emir, Kerem, Mert, Selin, Yasemin, Zeynep ve Berat. Bunlar yeni basketbol takımıydı.
Antrenör Mehmet Bey alkışladı. "Tebrikler çocuklar! Siz artık bizim takımımızsınız!"
Seçilen öğrenciler sevinçle birbirlerini kucakladılar. Ama salon duygusal bir andaydı. Çünkü seçilemeyen on altı öğrenci üzgündü.
Burak köşede duruyordu, gözleri dolmuştu. İki yıl üst üste seçilememişti. Can yanına gitti ve omzuna dokundu. "Burak, üzülme. Gelecek sene tekrar dene."
"Bilmiyorum Can," dedi Burak sesini titrerek. "Belki ben yeterince iyi değilim."
Antrenör Mehmet Bey yaklaştı. "Burak, bak bana. Sen iyi bir oyuncusun. Bugün biraz yorgundu, kondisyon eksikti. Bu yaz çalış, güçlen, gelecek sene gel. Söz veriyorum, çok daha hazırlıklı olacaksın."
"Gerçekten mi hocam?"
"Evet. Ben sana inanıyorum."
Burak hafifçe gülümsedi. Belki de hala umut vardı.
Arda, seçilemeyen öğrencilere yukarıdan baktı. "Eh, herkes seçilmez ki," dedi kibirli bir sesle.
Kerem ona sert baktı. "Arda, böyle konuşma. Onlar da çok çalıştı."
"Ne alakası var? Ben daha iyiyim işte."
Deniz araya girdi. "Arda, sakın takımda da böyle olma. Yoksa kimse seninle oynamaz."
Arda somurttu ama sustu.
Emir seçilemeyen arkadaşlarına baktı. İçi burkuldu. Onlar da çok çalışmıştı. Belki şans faktörü de vardı. Belki de antrenörler farklı yetenekler arıyordu.
Soyunma odasında herkes yavaşça dağılmaya başladı. Seçilen öğrenciler hala sevinç içindeydi. Seçilemeyen öğrenciler ise sessizce kıyafetlerini değiştiriyordu.
Emir spor çantasını topladı. Zeynep yanına geldi. "İnanamıyorum Emir! Gerçekten takımdayız!"
"Biliyorum! Rüya gibi!"
"İlk antrenman ne zaman acaba?"
Antrenör Mehmet Bey seslendi. "Seçilen öğrenciler, buraya gelin bir dakika!"
On iki öğrenci antrenörün etrafında toplandı.
"Çocuklar, öncelikle tekrar tebrikler. Şimdi size programı anlatacağım. Haftada üç gün antrenman yapacağız: Pazartesi, Çarşamba ve Cuma. Her antrenman iki saat sürecek. İlk antrenmanımız yarın öğleden sonra."
"Yarın mı?" diye sordu Mert şaşkınlıkla.
"Evet yarın. Çünkü iki hafta sonra ilk maçımız var. Hazırlanmamız lazım."
"İlk maç mı?" Emir'in yüreği hızlandı.
"Evet. Karşı okulun takımıyla maç yapacağız. Dostluk maçı ama yine de kazanmak istiyoruz değil mi?"
"Evet hocam!" dediler hep birlikte.
"Peki. Yarın saat üçte burada olun. Spor kıyafetlerinizi getirin. Su şişenizi unutmayın. Geç kalanlar antrenman yapamaz."
"Tamam hocam!"
"Bir şey daha," dedi Elif Hanım. "Takım formaları gelecek hafta dağıtılacak. Renk olarak mavi-beyaz seçtik. Heyecanlı mısınız?"
"Çok!" diye bağırdı Mert.
Herkes güldü.
"Şimdi gidin, dinlenin. Yarın görüşürüz," dedi Antrenör Mehmet Bey.
Öğrenciler dağılmaya başladı. Emir soyunma odasına döndü ve kıyafetlerini değiştirdi. Normal okul kıyafetlerini giydi. Spor çantasını sırtladı.
Dışarı çıkarken Kerem'le karşılaştı. Kerem ona baktı ve gülümsedi. "İyi oynadın Emir. Dribbling'in gerçekten iyiydi."
"Teşekkürler Kerem. Senin pas verme beceerin harikaydı. İstanbul'da iyi eğitim almışsın."
"Evet, şanslıydım. Ama şimdi buradayım ve yeni arkadaşlar ediniyorum. Belki beraber iyi bir takım oluruz."
"Umarım," dedi Emir. Kerem iyi bir insana benziyordu. Mütevazı, nazik.
Okul bahçesine çıktığında güneş hala parlıyordu. Hava sıcaktı. Emir derin bir nefes aldı. Bugün hayatının en güzel günlerinden biriydi.
Zeynep koşarak yanına geldi. "Emir! Annene babana haber verdin mi?"
"Henüz vermedim. Eve gidince söyleyeceğim."
"Ben hemen mesaj attım. Annem çok sevindi!"
Can da yanlarına geldi. "Tebrikler ikinize de! Çok mutluyum sizin için."
"Teşekkürler Can," dedi Emir. "Sen gelecek sene dener misin?"
Can gülümsedi. "Bilmiyorum. Belki. Ama ben daha çok kitap okumayı seviyorum. Siz oynayın, ben izlerim."
Üçü birlikte okul kapısına doğru yürüdüler. Emir etrafına baktı. Bugün her şey daha güzel görünüyordu. Ağaçlar daha yeşil, gökyüzü daha mavi, güneş daha parlaktı.
Eve vardığında annesi kapıda bekliyordu. Emir'in yüzünü görünce anladı.
"Seçildin değil mi?" dedi annesi.
Emir gülümsedi. "Evet anne! Seçildim!"
Annesi ona sarıldı. "Çok gurur duyuyorum seninle!"
Babası salonda oturuyordu. "Vay be oğlum! Tebrikler! Bu akşam kutlama yapacağız!"
Emir odasına çıktı ve yatağına uzandı. Yorgundu ama çok mutluydu. Tavana bakarak düşündü: Artık basketbol takımındaydı. Hayalini kurduğu şey gerçek olmuştu.
Ama biliyordu ki bu sadece başlangıçtı. Asıl zorluklar şimdi başlayacaktı. Antrenmanlar, maçlar, takım arkadaşlarıyla uyum... Hepsi onu bekliyordu.
Ama Emir hazırdı. Çünkü basketbolu çok seviyordu. Ve artık hayallerinin peşinden koşuyordu.
O akşam yemekte ailesi ona özel bir kutlama yaptı. Annesi en sevdiği yemekleri pişirmişti: Makarna, köfte ve patates kızartması. Tatlı olarak da çikolatalı pasta vardı.
"Aferin oğlum," dedi babası. "Gerçekten gurur duyuyorum. Ama unutma, basketbol derslerini etkilememeli. Her ikisini de dengeli yapacaksın."
"Yapacağım baba, söz veriyorum."
"Bir de," dedi annesi, "çok yorulacaksın. İyi beslenmen, bol bol su içmen lazım. Sakatlanma diye çok endişeleniyorum."
"Merak etme anne. Antrenörler çok dikkatli. Isınma, germe hareketleri hepsini yapıyoruz."
Yemekten sonra Emir odasına çıktı. Yarınki antrenman için hazırlanmalıydı. Spor çantasını kontrol etti. Şort, tişört, ayakkabılar, çoraplar, su şişesi... Her şey yerindeydi.
Yatağına uzandı ve düşünmeye başladı. Takım arkadaşları nasıl insanlardı? Ahmet sessiz ama iyiydi. Deniz neşeli ve konuşkandı. Kerem sakin ve tecrübeliydi. Mert komik ve enerjikti. Zeynep en yakın arkadaşıydı. Ayça yetenekli ama biraz mesafeliydi. Selin, Elif, Yasemin henüz tam tanımamıştı.
Ama Arda... Arda sorun olabilirdi. Çok kendini beğenmişti. Takım oyununu sevmiyordu. Umarım değişir diye düşündü Emir.
Berat de ilginçti. Eskiden arkadaştılar ama aralarında soğukluk olmuştu. Belki bu takım deneyimi onları tekrar yakınlaştırırdı.
Emir gözlerini kapadı. Yarın büyük bir gündü. İlk antrenman. Gerçek anlamda bir takım olmaya başlayacaklardı.
Anneler Günü ve Kadın Basketbolu
Her yıl mayıs ayının ikinci pazarı dünyada "Annler Günü" olarak kutlanır. Bugün annelere pek çok süprizler yapılıyor. Ancak anneler gününün ortaya çıkışında bu yoktu. Gerçekte görünmez kalan kadın emeğinin tanınması için verilen bir mücadeleden sonra "Anneler Günü" ortaya çıktı.
Anneler Günü Nasıl Ortaya Çıktı?
Kadın Basketbolunun Görünürlük Mücadelesi
Kadın Basketbolunun Görünmez Kahramanları Anneler
- Antrenmana götüren ilk kişi,
- Kız çocuklarının spor yapmasını destekleyen ilk kişi,
- Toplumsal önyargılara karşı direnmeyi öğreten kişi,
- "Yapamazsın" kalıbının kırılmasını sağlayan ilk kişi olmuştur.
Kadın Basketbolunda Dayanışma Vardır
Anneler Günü ve Kadın Basketbolunun Ortak Noktası
Kadın Basketbolunun Dönüşen Hafızası
Ben kadın basketboluna yalnızca skor, kupa ve istatistikler üzerinden bakmıyorum. Benim için basketbol aynı zamanda bir yaşam biçimi, eğitim alanı ve dayanışma içerisinde olunan bir yaşam pratiğidir. Kadın basketbolu; kadınların yalnızca oynamadığı, oyunu yeniden tanımladığı güçlü bir mücadele alanıdır. Kadın basketbolundaki bu dönüşen hafızasının öncülerinden Cheryl Miller akla ilk gelen kişilerden biridir.
Kadın Basketboluna Yöne Verenlerden Cheryl Miller
Kadın Basketbolundaki Dayanışma Kültürü
Cheryl Miller'dan Caitlin Clark'a Uzanan Yol
Jineloji Açısından Kadın Basketbolu
Kadın Basketbolunun Dönüşen Hafızası





