Savaş ve Basketbol

 Savaş, insanlık tarihinin en karanlık gerçeğidir. Savaş sadece şehirleri ve ülkeleri değil aynı zamanda insanlık ruhunu ve çocuklukların gelecek hayallerini yıkar. Buna karşılık basketbol, çoğu zaman tam tersini inşa eder. Birlik, dayanışma ve umudu. Bundan dolayı "savaş ve basketbol" yan yana geldiğinde iki zıt dünyanın hikayesini anlatır.

Savaş ve Basketbol

Yıkımın Ortasında Umudu Aramak

Savaş ve Basketbol deyince; bir taraftan yıkım ve korku, diğer tarafta birlikte mücadele etmenin gücü vardır. Bosna savaşını anlatan yazar Tijan Sila'nın Saraybosna Radyosu kitabında şu cümle bu gerçeği ifade eder:

Yaşamak herşeyden önce dehşete kapılmak anlamına geliyordu.
Bu söz, savaşın insan hayatını nasıl değiştirdiğini gösterir. Özellikle çocuklar için savaş, oyun oynamak yerine keskin bir nişancıdan kaçmayı öğrenmek demektir.

Savaş sırasında bir çocuk için hayat farklıdır. Okula gitmek, arkadaşlarla oynamak, parka gitmek gibi şeyler bile lüks sayılır. Bir çocuğun uzmanlaştığı şeyin oyun değil, hayatta kalmak olduğu gerçeği savaşın en acı bir yüzüdür.

Savaş, sadece ölüm ve korku değildir. İnsanları kimliklerine göre ayıran, toplumu parçalayarak birbirlerine düşman eden bir süreçtir. Savaşın en büyük yıkımı da burada yüzünü gösterir. İnsanlar birbirine yabanacı hale gelir.

Savaşın Çirkinliği

Savaş çoğu zaman kahramanlık hikayeleriyle anlatılır. Ancak gerçek başka bir şeydir. Gerçekte savaş filmlerdeki sahnelerden çok uzaktır. Günlerce süren korku, bekleyiş, açlık ve belirsizliklerden oluşur. İnsanın düşündüğü tek bir şey olur, hayatta kalmak.

Bu durum şimdilerde İran'da yaşanmaktadır. Savaş ve baskı ortamları, insanların yaşam nefesini kısmaktadır. Ama tarih bize buna karşı şunu gösteriyor:

Her karanlık dönemin içerisinde umut filizlenir.

Ortadoğunun bir yerinde özellikle kadınlar özgürlük talepleri nedeniyle büyük bir mücadele vermektedir. Kadınların toplumsal yaşamda eşit ve özgür bir rol üstlenmesini gerektiren bir düşünceyle barışın mücadelesini veriyor. Bu düşünce jinoloji adını vermişler. 

Kadın özgürlüğünü merkeze alarak toplumun yeniden inşa edilmesini savunan bir yaklaşım. Sadece savaşta değil; eğitimde, siyasette, sosyal hayatta kadınlar aktif roller üstlenerek bir toplum modeli kurmaya çalışıyor. Savaş olmadan da barışın sürdürülebilir olacağını. Bu yaklaşım savaşın yarattığı karanlığa karşı güçlü bir umut olarak filizleniyor. Tıpkı sporun ve özellikle basketbolun birleştirici gücü gibi.

Savaşın Karşısındaki Birleştirici Güç: Basketbol

Basketbol sadece bir spor türü değildir. Aynı zamanda takım ruhu, dayanışma ve ortak hedef belirleme anlamına gelir. Basketbol sahasında milliyet, din, kimlik ve dil önemini kaybeder. Önemli olan tek şey birlikte mücadele etmektir.

Savaşın insanları böldüğü bir dünyada basketbol tam tersini üretir. İnsanları aynı potada buluşturur. Aynı hedef için birlikte hareket etmeyi öğretir. Bunun için savaş sonrası toplumlarda sporun büyük bir iyileştirici gücü vardır.

Basketbolun Gençler İçin Umuttur

Savaş bölgelerinde yaşayan gençler için spor çoğu zaman hayata tutunmanın bir yoludur. Basketbol sahası; korkudan uzak, arkadaşlığın kurulduğu ve umutların yeşerdiği bir ortamdır. 

Bir basketbol maçı sırasında oynayanlar, savaşın kimliklerini unutarak oyunun bir parçası olur. Spor, özellikle gençler için toplumsal iyileşmenin aracı olur.

Kadınların basketbol oynamasını sadece bir sportif faaliyet olarak görmek mümkün değildir. Kadınların basketbol oynamasını aynı zamanda özgürlük talebi, eşitlik mücadelesi, toplumsal dönüşümün sembolü olarak okumakla basketbolun birleştirici gücü görünür.

İki Zıt Dünya: Savaş ve Basketbol

Sonuç olarak savaş ve basketbol iki farklı dünyayı temsil eder. Savaş; yıkımı getirir, korkuyu yaratır ve insanları böler. Basketbolsa; dayanışmayı yaratır, umudu yeşertir ve insanları bir araya getirir. Tıpkı barış gibi.

Savaşın devam ettiği bir dünyada yaşıyoruz. Oysa farklı insaların bir arada yaşaması mümkündür. Barış mümkündür. 

Savaşın yarattığı karanlığı aşmanın yolu insanların bir arada hareket ettiği alanları çoğaltmakla gerçekleşir.

Bazen bir basketbol sahası, barışın mümkün olduğunu hatırlatan bir yer olabilir. 
spacer

8 Mart ve Kadın Basketbolu

 Emekçi Kadınlar Günü ve Tarihe İlham Veren Kadın Basketbolcular

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların eşitlik, özgürlük ve emek mücadelesinin sembolü olan önemli bir gündür. Dünya genelinde her yıl kutlanan bu özel gün, kadınların sosyal, ekonomik ve siyasi alanlarda elde ettiği başarıları hatırlatırken aynı zamanda eşitlik mücadelesinin devam ettiğini de vurgular.

Kadınların tarih boyunca verdiği mücadele yalnızca siyaset,  ekonomi, çalışma hayatıyla sınırlı değildir. Spor dünyası da kadınların kendilerini ifade ettiği, güçlerini ortaya koyduğu ve ilham verici başarılar elde ettiği alanlardan biri oldu.

Özellikle kadın basketbolu; disiplin, dayanışma ve mücadele ruhunun en güçlü örneklerini göstermektedir.

Bu yazıda, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün anlamını ve basketbol tarihine damga vurmuş kadın sporcuları inceleyeceğiz.

8 Mart ve Kadın Basketbolu

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününün Tarihi

Kadınların eşitlik mücadelesi yüzyıllardır devam ediyor. 8 Mart'ın ortaya çıkışı kadın işçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve eşit haklar talebiyle verdiği mücadeleye dayanır.

1910 yılında düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında Alman düşünür Clara Zetkin ve Rosa Luxemburg; kadınların hak mücadelesini temsil eden 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününü önererek kabul ettirmiştir. 

Çünkü 8 Mart 1957 tarihinde ABD'nin New York kentinde bir dokuma fabrikasında çalışan grev yapan 129 kadının fabrikaya kapatılmasından dolayı çıkan yangında hayatını kaybetmesinden dolayı dünya çapında tepki uyandırmıştır. 8 Mart işte bu günü simgelemektedir.

Bu önerinin kabul edilmesiyle birlikte International Women's Day, dünya genelinde kadınların dayanışma ve mücadele günü olarak anılmaya başlanmıştır.

Bugün 8 Mart yalnızca bir kutlama günü değil; kadınların toplumsal eşitlik mücadelesinin güçlü bir karakteridir.

Kadın Basketbolunun Doğuşu 


Basketbolun icadından bir süre sonra kadınlar da basketbolla tanıştı. Kadın basketbolunun gelişmesindeki en başat rolü de Senda Berenson alır.

Berenson 1982 yılında kadınlar için basketbol kurallarını düzenleyerek ilk kadın basketbol maçlarının oynanmasını sağlamıştır. Bundan dolayı "kadın basketbolunun annesi" olarak anılmaktadır.

Kadın Basketbolundaki Birkaç Dönüm Noktası


  • 1976 yılında kadın basketbolu Olimpiyatlara dahil edildi.
  • Profesyonel basketbol liglerinin kurulmaya başlanması
  • 1997 yılında WNBA kuruldu. Kadın basketbolu bilinirliği daha da arttı.

Basketbol Tarihine Damga Vuran Kadın Sporcular


Luisa Harris-Stewart

Amerikan basketbolcu Harris, NBA draftında seçilen ilk ve tek kadın basketbolcu olarak tarihe geçmiştir. 1977 yılında New Orleans Jazz tarafından draft edilen Harris, kadın basketbolunun görünürlüğünü gözler önüne sermiştir.

Lisa Leslie

WNBA’in yüzü olarak kabul edilmektedir. Olimpiyatlar’da arka arkaya 4 altın madalya kazanmıştır. Üç kere WNBA'de MVP seçilen efsanenin aynı zamanda 2 şampiyonluğu bulunuyor. 

Lauren Jackson

Olimpiyatlarda arka arkaya 4 kere gümüş madalyayı ülkesine kazandıran Avustralyalı kadın basketbolcudur.

Diana Taurasi

“White Mamba” lakaplı Taurasi, İtalyan asıllı ABD’li basketbolcudur. Taurasi’nin en önemli başarılarının başında 3 kere WNBA Şampiyonluğu, En Çok Sayı Atan Oyuncu ödülü ve 6 kere Euroleague Şampiyonluğu geliyor.

Sandrine Gruda

Fransız kadın basketbolcu WNBA'de oynamıştır. 2005 yılında profesyonel kariyerine başlayan Gruda, 2006 yılında Avrupa'da Yılın Genç Oyuncusu ödülüne layık görülmüştür. Başarıları şöyledir.

WNBA şampiyonluğu,FIBA Avrupa'da Yılın En İyi Kadın Oyuncusu, FIBA Euroleague All-Star, FIBA Gençler Dünya Şampiyonası'nda  MVP.

Candace Parker

WNBA'de Chicago Sky’da pivot oyuncusudur. Los Angeles Sparks'ta oynarken WNBA Finallerinde MVP seçildi. Lisa Leslie'nin oyun tarzının varisi olduğu söyleniyor.

Candace Parker ve
 Lisa Leslie, kariyerinde smaç, triple-double ve 20 sayı, 20 ribaund rekorları kıran 2 kadın basketbolcudan biridir.

Tamika Cathings

2023 yılında Kadın Basketbol Onur Listesi'ne girdi. Dünyanın en iyi kadın basketbolcularından biri olarak kabul edilen Tamika, kariyeri boyunca 12 All-WNBA takımında yer aldı. 15 sezonluk kariyerinde en çok maç kazanan oyuncu oldu. 1,000 top çalma barajını geçen tek kadın basketbolcudur.

Maya Moore

Moore, döneminin en iyisi olarak gösterilmektedir. NCAA şampiyonluklarından Olimpiyat şampiyonluğuna kadar muhteşem kariyerinde neredeyse her şeyi başarmıştır.

Lynx'e  4 WNBA şampiyonluğu kazandırdı.WNBA’de MVP seçildi. 2006 ve 2007'de 2006 ve 2007'de Naismith Yılın Hazırlık Oyuncusu şampiyonluğunu kazandı.

Spor kariyerinden sonra sosyal adalet mücadelesi yürüterek dikkat çekmiştir.

Türkiye'den Öncü Kadın Basketbolcular


Nevriye Yılmaz

WNBA’deki ilk Türk kadın basketbolcudur. 2003-2004 yıllarında Phoenix Mercury ve San Antonio Silver Stars gibi takımlarda forma giydi. Türkiye Kadın Basketbol Takımı pivotu olarak 2005 Avrupa Şampiyonası’nda ribaund ortalamasıyla birinci oldu.

Şaziye İvegin Üner

Türkiye, İtalya ve Rusya’da da forma giydi. 2005 Akdeniz Oyunları’nda kadınlar basketbolunda altın madalyanın kazanılmasında büyük rol oynadı. Üner, yurt içindeki ve yurt dışındaki başarılarıyla Türkiye kadın basketbol tarihindeki önemli figürlerden olarak kabul ediliyor.

Birsel Vardarlı


Saha görüşü ve oyun kurma becerisiyle Türkiye kadın basketbolunun "lider oyuncularından biri" olarak kabul edilir. Fenerbahçe'de uzun süre kaptanlık yaparak tarihe geçmiştir.

Sonuç olarak, kadın basketbolu yalnızca bir spor dalı değil; aynı zamanda kadının kararlılığını, dayanışmasını ve başarılarını gösteren bir alandır.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kadınların spor dahil hayatın her alanında verdiği emeği ve mücadeleyi hatırlatır.

Basketbol sahalarında mücadele eden kadın sporcular, yalnızca kupalar kazanmakla kalmıyor, aynı zamanda milyonlarca genç kadına ilham kaynağı oluyor.

Kadın, Yaşam, Basketbol....
spacer

Bolu Basketbolu İçin Mücadele Etmeye Başladım

 Yıllar sonra yeniden Bolu basketbolunun içinde yer almanın hem gururunu hem de sorumluğunu yaşıyorum. Daha önce Bolu altyapı basketbolunda çalışma fırsatı bulmuştum. Bugünse Bolu Belediyespor ile birlikte Erkekler Bölgesel Basketbol Ligi EBBL'de mücadele etmek gerçekten benim için özel bir anlam taşıyor.

Altyapıda çalışırken emek verdiğim oyuncularımın bugün Bolu Belediyespor kulübünün çeşitli kademelerinde görmek ayrıca büyük bir gurur kaynağı oldu. Bu nedenle Bolu basketbolunun gelişimi için yeniden sahada mücadele etmek benim için sadece bir görev değil, aynı zamanda önemli bir sorumluluktur.

Bolu Belediyespor Kulübü

Bolu Belediyespor ile EBBL Mücadelesi

2025-26 sezonunda EBBL'de mücadele eden Bolu Belediyespor olarak lige zorlu bir başlangıç yaptık. Sezonun ilk karşılaşmasında deplasmanda Titan Akademi karşısında 88-52'lik bir mağlubiyet aldık.

Ancak takım olarak kısa sürede toparlanmayı başardık. İç sahada oynadığımız ilk karşılaşmada İzmit Akademi'yi 74-59 mağlup ederek ligdeki ilk galibiyetimizi elde ettik.

Bu sonuçla birlikte Bolu Belediyespor, EBBL'deki ilk iki hafta sonunda 1 galibiyet ve 1 mağlubiyetle yoluna devam ediyor.

B Grubunda Zorlu Yarış

Bu sezon EBBL B Grubu oldukça çekişmeli bir mücadeleye sahne oluyor. Bolu Belediyespor olarak grubumuzda şu takımlarla birlikte üst sıralar için mücadele edeceğiz.

  • Suadiye Basketbol - İstanbul
  • Titan Akademi - İstanbul
  • İzmit Akademi - Kocaeli
  • Serdivan Belediyesi Spor Kulübü - Sakarya
  • Karamürselbey Spor Kulübü - Kocaeli
Lig formatına göre sezon sonunda gruplarında ilk üç sırada yer lan takımlar play-off aşamasına yükselme hakkı elde ediyor. Bizim hedefimiz, sezonu en iyi noktada tamamlayarak mücadelede yer almaktır.

Bolu Basketboluna Maç Daveti

Bu hafta sonu bizim için önemli bir müsabaka var. Cumartesi günü saat 14:00'te 17 Temmuz Spor Salonundaki sahamızda Karamürselbey Spor Spor kulübüyle karşılaşacağız.

Bolu basketbolunu daha ileriye taşımak için sahada elimizden gelenin en iyisini yapmaya gayret edeceğiz. Bu süreçte Bolu halkının desteği bizim için çok değerli olacaktır.

Bolulu sporseverleri cumartesi günü oynayacağımız bu önemli karşılaşmada tribünlerde bizlere destek olmaya davet ediyorum. Üst sıraları yakından ilgilendiren bu müsabakayı taraftarımızla birlikte galibiyetle bitireceğimize inanıyorum. Hep birlikte Bolu basketbolunu daha güçlü bir noktaya taşıyabileceğimize inanıyorum.

Maç Günü

Cumartesi 14:00'te 17 Temmuz Spor Salonunda rakibimiz Karamürselbey Spor Kulübüyle oynayacağımız mücadeleye tüm Bolu halkını takımımıza destek olmaya bekliyoruz. 🏀
spacer

Yıldızı Bitir Drilli

 Basketbol antrenmanlarında maç öncesi ısınmalar, oyuncuların hem fiziksel hem de zihinsel olarak maça hazırlanmaları açısından kritik bir öneme sahiptir. "Yıldızı Bitir" drilli, tüm yaş gruplarına uygun, pas ve bitiriş odaklı dinamik bir maç ısınması çalışmasıdır. Bu drill, oyuncuların saha farkındalığını, zamanlama becerisini ve pas-turnike koordinasyonunu geliştirmeye yöneliktir.

Yıldızı Bitir Drilli

Yıldızı Bitir Drillindeki Yaklaşım

Maç öncesindeki ısınmanın bir parçası olarak vücut ısısının arttırılmasının yanı sıra kasları aktif hale getirerek maça hazırlık yapar. Pas ve bitiriş becerisini kapsadığından dolayı oyuncuların topu paylaşmasını ve turnike yüzdesini güçlendirir.

Yıldızı bitir drilli, oyuncuların sürekli hareket halinden olmasından dolayı onların saha farkındalığına, konum bilgisine ve oyun görüşlerine olumlu katkısı vardır. Ayrıca pas zamanlaması ve doğru hareketi hatırlattığından oyuncuların zihinsel olarak odaklanmasını sağlar.

Yıldızı Bitir Nasıl Uygulanır?

  • Oyuncular basketbol yarı sahasında beş noktada yıldız şeklinde dizilir: Çember altı, iki kanat ve iki köşe noktaları.
  • 12 oyuncuyla yapılan drillde 1 top kullanılır. Drillde top çember altındaki sıranın başındaki oyuncuda başlar.
Yıldızı Bitir

  • Çember altındaki oyunu sol kanattaki oyuncuya pas atar ve pas sonrası sol kanadın arkasına koşarak geçer.
Yıldızı Bitir

  • Sol kanattaki oyuncu sağ köşedeki gruba pas atar ve sırasının arkasına koşarak geçer.
Yıldızı Bitir

  • Sağ köşedeki oyuncu, sol köşedeki gruba pas atar ve o grubun arkasına koşarak sıraya geçer.
Yıldızı Bitir

  • Sol köşedeki oyuncu pas aldığında, sağ kanattaki oyuncu çembere kuvvetli bir kat yapar. Pas zamanlaması öyle bir ayarlanmalı ki, çembere kat eden oyuncu topu sektirmeden turnike atmalıdır.
  • Turnikeyi atan oyuncu çember altındaki grubun arkasına sıraya geçerken, çember altındaki sıranın önünde bulunan oyuncu ribaundu alarak drilli devam ettirmek için pas atar.

Drillin Detayları ve Öneriler

  • Yıldızı bitir drilli, 4-6 dakikalık bir süreyi kapsar.
  • Başlangıçta 1 top kullanılmalıdır. Ancak oyuncular yeterince gelişirse 2 top kullanılabilir.
  • Drill zamanlama, pas ve bitiriş odaklı olduğundan dribling kullanılmamalıdır.
  • Amaç oyuncuların pas, bitiriş farkındalığını geliştirmek olmalıdır.
  • İleri seviyedeki oyuncu grubu için turnike sonrası hızlı dönüşler ve tekrar pas ile ritim arttırılabilir.

Güçlü Yönleri

  • Tüm yaş gruplarına uygun basitçe uygulanabilir.
  • Oyuncuların sürekli hareket etmesi sağlanır.
  • Pas-bitiriş koordinasyonu hızlı gelişir.
  • Top kontrolü ve zamanlama becerilerini arttırır.

Zayıflıkarı

  • Top kaybı ve hatalı pas riski yeni başlayan gruplarda yüksektir.
  • Turnike ve pas zamanlaması koordine edilmezse drillin akıcılığı yitirilir.
  • Daha fazla grupla yapılacak çalışmalarda sıranın yönetimi zorlaşabilir.

Öneri; başlangıçta küçük gruplar ve tek topla çalışmak, oyuncuların ritim ve zamanlamayı algılamasını kolaylaştırır. İlerleyen aşamadaysa 2 topun kullanılmasıyla dikkat seviyesi arttırılır.

Yıldızı bitir drilli, maç öncesi ısınma için hem eğlenceli hem verimlidir. Pas, turnike ve saha farkındalığını aynı anda geliştirmektedir. Oyuncuların bireysel ve takım becerilerine katkı sunar. 

Eğer düzenli çalışılırsa oyuncuların maç temposuna hızlı adaptasyonu ve bitiriş beceri kalitesi getirir.

Sonraki yazıya kadar basketbolla kalmanızı ümit ederim.
spacer

Basketbolun Sosyal Gücü | Bir Oyun Kurucunun Dönüşümü

 Topun Ritmi: Baran'ın Şehri Öğrenmesi

Baran bu şehre isteyerek gelmedi. Ailesi göçe zorlanmıştı. Bavullar aceleyle toplanmış, bildiği yollar arkasında kalmıştı. Büyük şehir onları kabul etmiş etmesine ama onu tanımamıştı.

Basketbolun Sosyal Gücü

Baran da benzer bir durumdaydı. Kabul edilmiş ama tanınmadığını hissetmişti. Mahallesindeki beton sahayı ilk gördüğünde potaya yöneldi. İlk fark ettiği şey; çizgilerin silik, filenin yırtık ama potanın sapasağlam ve bir de basketbol topunun olduğuydu.

Basketbol onu oyuna davet ediyordu. Bir top, bir çember, gerisi insan. Bu kadarı yetmişti. Kimse Baran'a nereden geldiğini sormadan ona topu attılar: "Oyna" dediler.

Sahada farklı aksanlarda konuşan insanlar vardı. Türkçe, Kürtçe, Arapça kelimeler birbirine karışıyordu. Hatta bir pozisyonda top dışarı çıkınca oyundaki biri gülerek,

"Hevalno topê bide!" (Arkadaşım topu ver). Baran bir an duraksadıktan sonra pasını verdi.

Baran o anda şunu fark etti: Sahadaki oyun karakteri ve kimliği önce pas atmayla başlar.

Karakter Sahada Görünür

Baran oyun kurucu olmuştu. Ama oyuna yön veremiyordu. Topu elinde fazla tutuyor, erken drive ediyor, zor pasları atmayı deniyordu. Basketbolu sabırsız oynuyordu. Çünkü hayatı da sabırsız ilerlemişti.

Göç deneyimi onun zaman algısını da değiştirmişti. Zorunlu bir uyum sürecinin stresini yaşıyordu. Baran gibi bu durumda olanlar ya içine kapanır ya da aşırı kontrol arar. Baran da sahada kontrol arıyordu.

Eski profesyonel bir oyuncu ona şöyle dedi:

"Topu ne kadar elinde tutarsan, o kadar yalnız kalırsın."

Bu söz, Baran için bir basketbol vecizesi oldu.

Evet, basketbolun doğasında davetkarlık vardır. Ancak o davet, topu paylaştığın sürece devam eder.

Tempo ve Aidiyet

Baran'ın dönüşümü dramatik değildi. Teknikti. Pick&Roll'de sabretmeyi öğrendi. Savunmaya karşı orta mesafe şut atmayı öğrendi. Köşe şütörü fark etmeyi öğrendi. En önemlisi zamanında pas atmayı öğrendi. 

Oyun kurucu olmak sadece asist yapmak değildir. Aynı zamanda ritim ayarlamaktır. Mahallesindeki basketbol sahasında benzer bir ritim oluşuyordu. Kadınlar kendi maçlarını yapıyor, çocuklar birlikte oynuyordu. Farklı renkler, farklı hikayeler aynı potada buluşuyordu.

Basketbol bu sahada sosyal bir görev almıştı. Minimum ekipmanla maksimum verim alınıyordu. Kamusal üretiminin en sade hali oluşmuştu. 

Bir gün oynanan tek pota maçlarını kenarda izleyenlerden biri:

"Bi hev re baştir in." (Birlikte daha iyisiniz). Dediğini duyan Baran; birlikte hareket etmenin ne kadar önemli olduğunu anladı.

Oyun Sonu

Çizgileri silik, beton basketbol sahasında oynanan bir maçta son 30 saniyede skor eşitken Baran topu getirdi.

Eskiden olsa Baran "iso" oynardı. Ama bu kez oyun kurdu. "Horns" düzenini ayarlayarak aldığı pick ile birlikte köşeye skip pas attı. 

Köşeden atılan şut sayı oldu. 

Baran'ın asıl değişimi hücum düzeninde yaşanmadı. Savunmada yaşandı. Baran geriye koşarken arkadaşlarını organize ederek yönlendirdi. Baran artık topa sahip olarak değil, onlara alan açarak liderlik yapıyordu.

Basketbolun Sessiz Gücü

Basketbol insana mükemmel bir aktivite sunuyor çünkü basittir. Basit olduğu için kapsayıcıdır. Kapsayıcı olduğu için birleştiricidir.

Sahada erkek ya da kadın belirleyici değildir. Renk belirleyici değildir. Aksan belirleyici değildir. Belirleyici olan; doğru yerde misin, doğru zamanda paslaşıyor musun?

Baran şunu öğrendi: 

Göç insanı yerinden eder. Basketbol insanı yeniden konumlandırır.

Şehir hala karmaşık. Hayat hala zor. Ama artık Baran topu sektirirken acele etmiyor. Çünkü biliyor:

Bir şehri bir arada tutan şey, bir pota ve paylaşılan bir toptur.
spacer