Yeni Bir Yer, Yeni Bir Pota | Şişli Atatürk Ortaokulu

 Merhaba değerli eğitim gönüllüleri ve sevgili basketbol severler;

Bu yazıda benim için heyecan verici bir başlangıcı sizlerle paylaşmak istiyorum. Akademik ve sportif başarılarıyla İstanbul'un eğitim haritasında bir yıldız gibi parlayan, atletizmdeki başarılarıyla özdeşleşmiş Şişli Atatürk Ortaokulu ailesine beden eğitimi öğretmeni olarak katılmanın gururunu yaşıyorum.

Benim için yaşanan bu atama, sadece bir okul değişikliği değil; bir hayalin, vizyonun, basketbolun ve toplumsal bir dönüşümün bayrak teslimi demektir.

Şişli Atatürk Ortaokulu

Potaları Birleştiriyorum "Karma Pota" Vizyonu

Okul yöneticilerimle paylaştığım ve beni en çok heyecanlandıran projelerimden biridir. Akademik başarıları yüksek olan öğrencilerimle özel sporcuları aynı parkede, aynı formanın altında buluşturmak olacaktır. Kuracağım "Karma Pota Basketbol Takımı" ile farklılıkların bir engel değil, takım olmanın en güzel rengi olduğunu tüm İstanbul'a göstermek istiyorum.

Hedefim: İyi İnsan, İyi Öğrenci, İyi Basketbolcu

Vizyonumuz net: Şişli Atatürk Ortaokulu'nun akademik başarısını, öğrencilerimizin basketbol zekasıyla birleştirmek. Burada sadece sayı yapmak değil; zekasını sahaya yansıtan, etik değerlere sahip, kültürel birikimi yüksek ve karakterli basketbolcular yetiştirmek için kolları sıvıyorum.

Temel ilke; akademik disiplini basketbol disipliniyle harmanlayarak "iyi insan, iyi öğrenci ve iyi basketbolcu" yetiştirmek olacak.

Spor Salonu Bizi Bekliyor

Okulumuz ve okul spor kulübümüz bünyesinde, basketbola gönül veren tüm öğrencilerimizle takımlarımızı kurup antrenmanlarımıza hemen başlıyoruz. Geleceğin yıldız basketbolcularını yetiştirme gayretim şu an yeniden başlıyor. İçindeki yeteneği parkeye yansıtmak isteyen, o turuncu topun peşinden koşarken hem öğrenmek hem de gelişmek isteyen tüm öğrencilerimizi basketbol takımına katılmaya davet ediyorum: Şimdi basketbol salonumuza akın etme zamanıdır. Haydi kızlar ve erkekler potaya gidiyoruz.

Basketbolu Kimlerle Buluşturacağım?

Şişli Atatürk Ortaokulunda başlayan bu hareket, sadece okul duvarları arasında sınırlı olmayacak. Basketbolu;
  • Strateji ve analitik düşünceyi oyunun merkezine koyacağız.
  • Sosyal sorumluluk ile buluşturacağız. Özel sporcuları da dahil ederek onlarla kuracağımız bağla spor kültürü oluşturacağız.
  • Geleceğin yıldızlarını yetiştirmek için nitelikli basketbol eğitimini ilke alacağız.

Bir Yaşam Okulu Olarak Basketbol Sahası

Okulumda oluşturmak istediğim basketbol takımlarının vizyonunun temelinde şu yatacak. Atletizmdeki süratimizi basketboldaki zekamızla ve özel sporcularımızdan öğreneceğimiz o eşsiz sevgiyle birleştirmek. Şişli Atatürk Ortaokulu'nun parkelerinde yankılanacak olan her top sesi, geleceğin liderlerinin ayak sesleri olacak.

Parkede, pota altında ve oyunun heyecanında buluşmak üzere!

Ümit Yanar; Şişli Atatürk Ortaokulu Beden Eğitimi Öğretmeni.



spacer

Ali Efe Güler Basketbol Hikayeleriyle Aramıza Katılıyor

 🏀 Sahaya Yeni Bir Oyun Kurucu Giriyor: Ali Efe Güler!

Hazır mısınız? Çünkü blogta artık basketbolun rengi daha artacak! 🔥

Bloga yeni bir isim katıldı ve potaya doğru ilk adımını attı: Ali Efe Güler!

Artık sadece basketbol teknik-taktik yazıları okumayacağız… Maçın son saniyesinde o şutu biz atacağız, tribünün sesini biz duyacağız, pota altındaki mücadeleyi biz yaşayacağız.

Ali Efe Güler

💥 Kim Bu Ali Efe?

Ali Efe sıradan bir basketbol izleyicisi değil. O; oyunun ruhunu, sokak arasındaki potadan NBA parkelerine kadar uzanan hikâyeleri yakalayan biri. Basketbol hikayeleriyle bizlere yeni heyecanlar yaşatacak.

Onun için basketbol:
  • Sadece sayı atmak değil, karakterdir.
  • Sadece istatistik değil, mücadeledir.
  • Sadece maç değil, başlı başına bir hikâyedir. Oyunun içindeki duyguların hikayesidir.

Bloğumuzda “Basketbol Hikayeleri” yazarak oyuna farklı bir açıdan bakmamızı göstererek; efsane oyuncuların bilinmeyen yanlarını, unutulmaz maç anlarını ve basketbolun kalbe dokunan tarafını okuyacağız.

Bazen bir son saniye üçlüğünün arkasındaki cesareti, bazen de kaybedilen bir maçın kırılma anını yaşayacağız. Kısacası parkede ne varsa duyguları burada olacak! 🏀

Basketbolun sadece bir oyun olmadığını; her hücumda yeniden yazılan bir hikaye olduğunu keşfedeceğiz.

🚀 Hoş Geldin Ali Efe!

Ali Efe’nin  blog yazarı olarak aramıza katılmasıyla artık bir üst lige terfi ediyoruz. Enerji artıyor, tempo yükseliyor, basketbol hikayeleri derinleşiyor.

Kendisine kocaman bir HOŞ GELDİN! diyorum. Bu yolculukta bol ilham, bol heyecan ve bol alkışın eksilmemesini umut ediyorum. 👏

Şimdi söz sizde!

Yorumlara Yazın 👇

Ali Efe’den ilk hangi basketbol hikâyesini okumak istersiniz? Sahne hazır. Top havada. Hikaye yazılıyor.

Oyun başlasın! 🔥🏀

spacer

Basketbol Topu Neden Turuncudur?

 Basketbol sahasına baktığımızda gördüğümüz o parlak turuncu küre, sadece oyunun bir ekipmanı değildir. Parkenin üzerinde parlayan, oyunun etrafında döndüğü bir mikro güneştir. Bu küre neden başka bir renk değildir de turuncudur. Bu sorunun yanıtı, 1950'lerin getirdiği zorunluluktan başlayıp insan ruhunu derinliklerine uzanan bir yolculuktur.

Basketbol Topu Neden Turuncudur?

Turuncu Güneşin Rengi ve Anatomisi

Basketbolun ilk dönemlerinde toplar derinin doğal rengi olan kahverengiydi. Ancak bu renk, koyu zeminli parkelerde fark edilmeyi zorlaştırıyordu. Butler Üniversitesi koçu Tony Hinkle, topun hem oyuncular hem de seyirciler için seçilebilir olmadığını fark edince evrim gerçekleşmeye başladı.

Turuncu, hayatımıza giren siyah-beyaz televizyonda konsantrasyonu en fazla sağlayan renk olduğundan basketbol topunun rengi olarak seçildi ve basketbol oyununda bir devrim yaşanarak oyunun geleceğini etkiledi.

Biliyor muydunuz? Turuncu top ilk kez 1958 NCAA finallerinde kullanıldı. Bir çok insan rengi fazla radikal olarak bularak eleştirdi. Ancak o gün Louisville'de parkede parlayan o turuncu ışık, basketbolun yeni bir meşalesi oldu.

Basketbol Sahasındaki Güneş

Felsefi açıdan turuncu, spekturumdaki en sıcak ve aktif renklerden biridir. Basketbol topunu "Sahadaki Güneş" olarak tanımlamanın sebeplerinden biri, topun sahadaki merkezi rolüdür.
  • Sahadaki oyuncular turuncu kürenin etrafında dönen gezegenlerdir. Top nerede parlarsa, yaşam (oyun) orada akar.
  • Turuncu, zihni uyanık tutan ve dikkati tek bir noktaya toplayan bir ışıktır. Yani kaosun ortasındaki rehberdir; oyunun ritmi topun ritmiyle hayat bulur.

Kırmızı ile Sarının Dansı

Renk teorisinde turuncu, kırmızının (saf fiziksel güç ve hırs) ile sarının (taktiksel akıl ve bilgelik) karışımıdır. İşte basketbol oyuncuları için turuncu, basketbolun özünü temsil eder.

Basketbol ne bir kas gücü gösterisi, ne de satranç tahtasıdır. Basketbol fizikselleşmiş bir akıl yürütme sanatıdır. Turuncu renk kırmızı ve sarı rengin armonisidir.

Basketbol Topunun Anlamı

Basketbol topuna sahip olduğunuzda hissettiğiniz ağırlık, toplumsal bir sorumluluğun yansımasıdır. Top sizdeyken gözlerin üzerinizde olması, turuncunun o saklanamaz doğasından gelir.

Topa sahip olmak düzeni sağlama isteğidir. Topu pas veya şut ile serbest bırakmak, sorumluluğun sonucunu kabul etmek ve oyunu sonraki nesle devretmektir. Bu nedenle basketbol, hayatın evrimsel bütünlüğünün sürekliliğini simgeler.

Neden Turuncu?

Çünkü turuncu bir uyanış çağrısıdır. Basketbol topunun turuncu olması bir rastlantı değil, farkındalığın tercihidir. Kahverenginin durağan (toprak) enerjisinden, turuncunun dinamik (ateş) enerjisine geçiştir. İnsanlığın yerçekimine, statükoya ve karanlığa karşı verdiği mücadelenin sembolüdür.

Turuncu küre her sektiğinde, parkeyi güneş ışınlarıyla aydınlatır.
spacer

Seni Basketbol Takımına Aldım | Elif'in İlham Veren Öyküsü (12)

 Bölüm 12

Elif'in İlham Veren Öyküsü

Ulusal finaller için Denizli'ye hareket ederken yüreğimizde heyecan, kaygı ve bilmediğimiz bir şehirde kazanacağımız umudun karışımı vardı. Takım otobüsüyle şehre girerken, Denizli il sınırı tabelasını geçtiğimiz an sıradan bir şehire değil, kaderimizi belirleyecek bir yolculuğa adım attığımızı hissettik.


Seni Basketbol Takımına Aldım

Pansiyona yerleşmeden önce hep birlikte heyecanla yürümeye başladık. Yolumuzu kaybettiğimiz anlardan birinde Burcu'nun "Galiba eve yürümeye karar verdik" esprisiyle kahkahalara boğulduk. Şehir değil, ruhumuz yürüyordu adeta. Pansiyonun koridorlarından geçerken ayak seslerimiz Melek'in Son Sesi'nin melodisini fısıldıyordu. Şimdilik yalnızca biz duyuyorduk; ama kupayı kaldırdığımızda herkes duyacaktı.

Akşam bekir koç ve İbrahim öğretmen kura çekimine gitti. Biz takımca pansiyon kapısında onların dönmesini bekliyorduk. Bekir koç geldikten sonra grubumuzu açıkladı: "Dilmenspor, DSİ, Antep Yıldızlar Okulu ve biz D grubundayız. Görünen o ki, grup 3.lüğü başarı olur bizim için."

Bekir koçun bu sözleri takımın hoşuna gitmedi. Ama biz Bekir koçun bu tip sözlerine alışıktık. Odalarımıza çekildikten sonra Meryem ve Tuğba'nın kaldığı odada bir takım toplantısı yaptım. "Biz üçüncülüğü kabul etmiyoruz. Kupayı alıp döneceğiz." dedim. Takımın ruhu hemen ateşlendi. "Unutmayın, asıl maçlar yüreğimizde oynanacak."

Ertesi gün turnuvanın maçları oynanmaya başlandı. Antep Yıldızları Okuluyla yaptığımız ilk maçta çok basket kaçırdık. Ama 5 sayı farkla maçı kazandık. Ardından Dilmenspor'u 53-49 yendik. Son gün DSİ karşısında 65-51 kaybettik. Grubu ikinci sırada tamamladık. Bu başarı Bekir koç için sürprizdi. Ancak yine kendisini övdü. Oyun sistemiyle başarının mimarı olduğunu söyledi. 

Eleme turunda Ankara Basketbol Kolejiyle karşılaştık. Maç çok çekişmeli geçti. Ben hem asist yapıyor, hem top çalıyor hem de savunmamla çok etkiliydim. Takım bu maçta ruhunu bulmuştu. Oyunun son saniyelerinde çok kritik bir üçlükle 50-49 maçı kazandık. Bu galibiyet Melek'in Son Sesi tınısının turnuvada duyulmaya başlandığı an oldu.

Yarı finalde Aydın Kara İncir'i 61-41 gibi net bir skorla geçtik. Finalde turnuvanın en büyük favorisi DSİ ile yeniden karşı karşıya geldik. Onlar oyuna fırtına gibi başladı. Devreyi de 12 sayı önde kapattılar. Devrede soyunma odasında Çiğdem, Bekir koçun sözünü keserek ayağa kalktı: "Biz buraya neden geldik? Ay Işığı Sonat'ını çalacak mıyız, çalmayacak mıyız?" Çiğdem'in bu çıkışında sadece biz değil, Bekir koç da çok etkilendi. Bu havayla basketbol sahasına geri döndük.

İkinci yarıda rüzgarı arkamıza aldık. Takımımız savunmada büyük direnç göstererek hücumda parlamaya başladı. Meryem tüm ribauntları aldı. Çiğdem fastbreak'ten birkaç basket attı. Ben de isabetli dış şutlarımla rakibin savunmasını sarstım. 

Fark birer birer azalarak son saniyelerde 4 sayılık üstünlüğümüzle maç sonuna geçtik. DSİ topu çok iyi çevirerek bir üçlük atış buldu. Meryem seken bu topun ribaundunu alarak bana pas attı. Rakip topu kapmak için çırpınsa da topu çok iyi çevirip onlara faul yapma fırsatı vermedik. Son iki saniyede pas bana geldi. Topa sarıldım, yere yattım ve süre bitti.  Bu top benim için sadece bir top değildi. Melek öğretmenden aldığım pasın sembolüydü artık.

Kupayı kaldırdığımızda ter, gözyaşı ve yüreklerimiz bir aradaydı. Melek'in Son Sesi artık herkesin kulağındaydı. Bu zafer sadece bir şampiyonluk değil, inancın ve dayanışmanın bir öyküsüydü.

Okula döndüğümüzde Melek öğretmenden bir mesaj aldık. Şampiyon olmuş kupayı bize ithaf etmişti. Gözlerim doldu. "Pası aldım, artık sıra bende."

Bekir koçun adaletsizliği de karşılığını buldu. Onun yerine basketbol efsanesi Hüseyin Çoban ekolümüze nesillere aktırmak için takımın başına geçti. Melek öğretmenin başlattığı sistemi, Hüseyin Çoban ileriye taşıyacaktı. 

Sezon sonunda takım arkadaşlarımdan bazıları eğitim bursu kazandı, yeni teklifler ve umutlarla yeni bir yolculuk başladı hepimiz için tıpkı Melek öğretmen gibi. Ben ve Çiğdem, başka bir efsane koç Güngör Yıldırım tarafından profesyonel altyapı takımına alındık. 

Bir gece kapımdaki potaya Zeynep abla gibi şut attıktan sonra yastığımın altındaki günlüğümü çıkarıp şunları yazdım:

"Bugün bir şampiyonun günlüğüne yaraşır satırlar yazıyorum. Basketbol sahasındaki zafer bir pasla başlar. Melek öğretmenden aldığım pası başkasına atma zamanı geldi."

Belki bir gün ben de, kenarda duran bir çocuğun elinden tutar ve ona şöyle derim:

"Seni basketbol takımına aldım."


spacer

Basketbolda Hücum-Savunma Satrancı

 Basketbol üst seviyede artık yalnızca setlerle oynanan bir oyun değildir. Özellikle Euroleague düzeyinde kazanan takımlar, en iyi seti oynayanlar değil, rakibin savunma hamlesine en hızlı ve en doğru cevabı verebilenlerle oynuyor.


Bu noktada bu oyuna basketbolda hücum-savunma satrancı kavramı kullanılabilir. Bu yazıda:
  • Hücum-savunma satrancı nedir?
  • Yüksek post ve zayıf taraf katları bu satrancın neresinde yer alır?
  • Euroleague düzeyinde hücum-savunma satrancı nasıl uygulanır?
  • Altyapıda neden ve nasıl öğretilmelidir?
Sorularına yanıt arayan bir bakış açısıyla ele alacağım.

Basketbolda Hücum-Savunma Satrancı

Basketbolda Hücum-Savunma Satrancı Nedir?

Basketbolda hücum-savunma satrancı, tek bir setin defalarca oynanması değildir. Bu kavram şunu anlatır:
  • Hücum bir avantaj sağlar.
  • Savunma bu avantajı okur.
  • Savunma karşı hamle yapar.
  • Hücum, bu karşı hamleyi önceden tahmin ederek ikinci bir hamleyle karşılık verir.
Yani oyun şu döngüyle ilerler:

Hamle → Karşı hamle → Karşı hamlenin cevabı

Euroleague seviyesinde hiçbir hücum, maç boyunca ilk haliyle sonuca gitmez. Kazanan koçlar yeni set çizmez; aynı fikri başka bir haliyle oynatır.

Neden Set Değil, Karar Üretme?

Set basketbolundan söz edildiğinde:
  • Oyuncuyu bir kalıbın içinde tutar.
  • Hücumu kontrol hissi verir.
  • Hataları azaltır.
Ancak set oyunu bir noktadan sonra şunu doğurur:
  • Ezber yapan oyuncu,
  • Baskı altında çözüm üretememeyi,
  • Üst seviyede tıkanan oyuncu doğurur.
Karar vererek üreten oyuncuysa:
  • Savunmayı okur.
  • Avantajı tanır.
  • Oyunu yönlendirir.
Bundan dolayı üst seviye koçları set çalıştırmaz, karar üretme yolları inşa ederler.

Hücum-Savunma Satrancın Merkez Noktası

Adam adama savunmada temel ilke şudur: Top orta şeritte kalmasın. Bu nedenle:
  • Topu kanada yönlendir.
  • Orta şeride atılacak pasları ciddi şekilde tehdit et.
Bu noktada yüksek post, hücum için bir kırılma noktası haline gelir.

Yüksek Post Neden Değerlidir?

  • Savunmanın topu yönlendirme ilkesini bozar.
  • Help&Recover dengesini zorlar.
  • Zayıf taraftan yapılan katlara alan açar.
Özellikle kanatlardan top yüksek posta geldiğinde savunmanın ikinci ve üçüncü yardımını zorlar.

Yüksek postta pas alan bir oyuncu ne kadar güçlü üçlü tehdit yaparsa, oyun da o kadar kolay açılır. Pas - Şut - Drive eşit derecede güçlü değilse üçlü tehdit yapısı devre dışı kalabilir.

Euroleague Basketbolunda Hücum-Savunma Satrancı Nasıl Oynanır?

Euroleague basketbolunda birçok takım, özellikle dar alanlarda yüksek post ve iç dış bağlantıları bilinçli kullanır. Örnek senaryoyu şöyle açıklayabilirim:
  • Kanada pas zorlanır.
  • Savunma orta şeridi kapatır.
  • Zayıf taraftan yüksek posta kat yapılır.
  • Burada pası alan oyuncu oyuna yön verir.
Burada önemli olan oynanan set değil; savunmanın neye tepki verdiğini okumaktır.

Savunmanın Tepkileri ve Hücumun Reaksiyonları

Savunma yüksek posta katı engellerse; hücum shalow kat ya da dribble hand off oynayabilir.

Savunma zayıf taraf katında switch yaparsa; hücum yüksek postta missmatch ya da kısa devrilme opsiyonu kullanabilir.

Savunma yardımı erken getirirse; hücum ekstra pas, skip pas ya da kısa köşeye bakma opsiyonuna sahip olur.

Bu çerçevede hücumun başarısı, oyuncuların doğru kararı ne kadar hızlı verdiğiyle bağlantılı olur.

Altyapıda Hücum-Savunma Satrancı Felsefesi Neden Kritiktir?

Bu yaklaşım genelde üst seviye işi sanılmakla birlikte aslında altyapıyla bağı çok yoğundur. Altyapıda basketbol oynanırken:
  • Ezber bozulmazsa,
  • Oyuncu hata yapmazsa,
  • Oyuncunun karar almasına izin verilmezse üst seviye gelen oyunculardan üretkenlik olmaz.

U16 Seviyesindeki Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?

  • Bu konumda rakip neye tepki verdi?
  • Bir sonraki hücumda aynı konumda neyi değiştirdik?
Sorularını sormalıyız. Bu sorular:
  • Oyunu ezberden çıkarır.
  • Oyunu okuyan oyuncular yetiştirir.
Read&React Basketbolu gibi sistemler bu yüzden altyapılarda gereklidir. Çünkü oyuncuya ne oynayacağını değil, neye bakacağını öğretir. Bu felsefe sahada direnç üretir. Ama şunu hatırlamakta da yarar vardır: Direnç beraberinde dönüşümü yaratır.

Unutmayın; kısa vadeli düzen, uzun vadeli oyuncu gelişiminin düşmanıdır.

Euroleague basketbolu gibi üst düzeye baktığımızda kazanan takımlar; ne karmaşık sete sahip olan ne de çok set opsiyonlarına sahip olan takımlardır. Kazanan takımlar, rakibin savunma hamlesine en hızlı yanıtı veren takımlardır.

Altyapıda bu bakış açısını inşa edebilirsek:
  • Oyuncu oyunu anlar.
  • Baskıdan kaçmaz.
  • Üst seviyeye uyum sağlar.
Ve en önemlisi; basketbolu oynayan değil, okuyan oyuncular yetiştirebiliriz.


spacer