Basketbolun Ruhuna Yolculuk | Sahada Zihinsel Denge (3. Bölüm)

 Basketbol, hızla değişen bir tempoda oynanan bir zeka oyunudur. Skor tabelası tersine dönüp, duygular dalgalanabilir. İşte bu yüzden zihinsel berraklık, bir oyuncunun güçlü bir silahı olmaktadır.

Zihinsel Denge

Sahada Zihinsel Denge

Bir pozisyonda hakeme itiraz etmek ya da rakibin provoke edici davranışlarına kapılmak kolaydır. Ancak öfke, ateş gibidir, kontrol edilmezse yakabilir.

Gerçek bir basketbol oyuncusu, bu ateşi içsel bir güce dönüştürmeyi öğrenir. Nefes alır, odaklanır, aklıyla oyunu yönetmeye başlar. Basketbolun ustalığı burada gizlidir. Sakin kalabilmek.

Öfkeyi Güce Dönüştürebilmek

Zihinsel denge yalnızca performansı değil, karakteri de etkiler. Çünkü öfkesine hakim olan bir oyuncu, kendine hükmetmeyi de öğrenmeye başlar.

Sahada yaşanacak her kriz, aslında onun için bir içsel sınavdır. Bu durumlarda tepki mi gösterecek, yoksa farkındalığıyla oyuna yön mü verecek? Burada artık oyuncu basketbolun sahadaki sorunlara bilinçli yanıt vermeye başlayacaktır.

Sonuç

Bir oyuncunun gerçek gücü, kaslarında değildir. Zihnin dinginliğinde saklıdır. Basketbol bu anlamda tam anlamıyla hem bir meditasyon rolü oynamaktadır. 

Bir sonraki yazıda, basketbolun hayatla kurduğu derin bağı ve insanın kendini keşfetme yolculuğuna değineceğim. O yazıda görüşmek ümidiyle basketbolla kalın.

spacer

Basketbolun Ruhuna Yolculuk | Aşkla Oynamak (2. Bölüm)

 Bir takımın görünmeyen enerjisini yaratan şey, teknik becerilerden çok oyuna duyulan aşktır. Basketbol aşkı oyuncular arasındaki bağı güçlendirir., saygıyı besler ve empatiyi güçlendirir.

Aşkla Basketbol Oynamak

Aşkla Basketbol Oynamak

Bir oyuncu sahada yalnızca cesur olmamalı, aynı zamanda hoşgörülü, anlayışlı ve sabırlı olmalıdır. Çünkü basketbolun özünde, insana saygı vardır.

Aşkla basketbol oynayan bir takımda ego olmaz. Egonun yerine anlayış hakim olur. Takım arkadaşın kötü bir gününde olduğunda ona uzatılan el, basketten çok daha kıymetlidir. Sadece takım arkadaşınla saygıyla değil, rakibe duyulan saygı da oyuncunun karakterini büyütür.

Basketbol oyununda her detay, insan ilişkilerini sembolize eder. Örneğin pas atmak paylaşmaktır, savunma yapmak sorumluluk üstlenmektir. Daha bunun gibi düzinelerce örnek verilebilir.

Takım Ruhu ve İnsanlık Üzerine

Aşkla oynamak; sahayı, soyunma odasını, hatta tribünleri bile dönüştürebilir. Bir takımın oyuncuları sevgiyle birbirlerine yaklaştığında, hata korkusu azalır, cesaret ise çoğalarak büyür.

İşte o zaman, takım ruhu bir taktik olmaktan çıkıp yaşam biçimine dönüşür. Basketbolu tam da bu anda keyif alarak oynamaya başlarsınız. Basketbolun büyüsü artık yayılmaya başlar.

Sonuç

Aşkla basketbol oynayan oyuncular sadece maçı değil, kalpleri de fetheder. Çünkü basketbolda asıl zafer sahada kalplerin ortak bir ritimle atmasıdır. Bu da her bir oyuncuyu sahada parlatmaya kuşkusuz yeter.

Bir sonraki yazıda, zihinsel dengenin ve öfke kontrolünün oyuna etkisini ele alacağım. O zamana kadar basketbolla kalmanızı ümit ederim. 

spacer

Basketbolun Ruhuna Yolculuk | Takım Olmak (1.Bölüm)

 Basketbol, sahada yalnızca topun değil, duyguların da el değiştirdiği bir oyundur. Oyun içerisindeki her aksiyon bir bağlılığın ifadesidir. Gerçek bir takım, bireysel becerilerin toplamı değil; birlikte kazanılacak zaferlerin umududur.

Takım Olmak

Takım Olmak

Oyuncular, kendi egolarını bir kenara bırakıp "ben"den "biz"e geçtiğinde, takımları güçlenip oyuna anlam kazandırmaya başlar.

Takım olmanın özü, birbirine koşulsuz güvenmektir. Bir oyuncunun hatasını diğeri telafi eder, biri düştüğünde diğerleri onu yerden kaldırır. Çünkü sahada herkesin görevi yalnızca kendi başarısının değil, takımın başarısının vurgulanmasıdır.

Takım arkadaşlarının birbirlerine olan güven duygusuyla yalnızca oyun değil, hayat ta şekillenir. Oyuncular bir takımın parçası olmayı öğrendiğinde, yaşamın da bir takım olduğunu fark eder.

Bireysellikten Birliğe Uzanan Yol

Basketbol bize, fedakarlık, dayanışma örneklerini oyun içinde sürekli göstermektedir. Büyük takımlar, sadece yıldız oyuncuların değil aynı zamanda birbirine yürekten inanan takım üyelerinin eseridir. 

Dolayısıyla basketbol, oyuncuları zamanla bireysellikten alıp birliğe götüren uzun bir yolculuğun adıdır. Basketbol oynayan gençler bu yolculukla benden çıkıp biz olmayı keşfederler.

Sonuç

Takım olmak, birlikte kazanmanın ötesinde, birlikte insanlaşmaktır. Çünkü gerçek zafer, tabelada değil; birbirine güven duyan oyuncuların gücünde gizlidir.

Bir sonraki yazıda basketbolda aşkı ve hoşgörüyü sahaya nasıl taşıyabileceğimizi konuşacağız. Basketbolla kalmanızı ümit ederim.

Basketbolun Ruhuna Yolculuğun Önceki Yazıları

spacer

Basketbolun Ruhuna Yolculuk | Yazı Dizisi Tanıtımı

 Bir oyunun değil, bir yaşam biçimi üzerine oluşturduğum dört bölümlük basketbol yazısı dizisi  hazırladım. Basketbol üzerine yazdığım bu yazı dizisini geçen yaz boyunca okuduğum basketbol temalı kitaplardan esinlenerek hazırladım. Her hafta pazartesi günü  yayınlanacak yazı dizimi  keyif alarak okumanız ümidiyle...

Basketbolun Ruhuna Yolculuk

Bir Topun Peşinde, Bir Ruhun İzinde

Basketbol uzaktan sadece bir oyun gibi görünür. Driblingin sesi, potaya çarpan topun yankısı, tribünlerin uğultusu... Oysa basketbolun insan ruhuna dokunduğunu biraz daha yaklaştığınızda fark edersiniz.

Sahaya adım attığınız andan itibaren yalnız bir oyuncu değil, aynı zamanda bir insan olarak deneyim kazanmaya başlarsınız. Ego ile özveri, öfke ile denge, birey ile takım, kalp ile zihin arasında bir çizgide yol almaya başlarsınız. Her basketbol maçınız aynı zamanda kendinizle yaptığınız bir içi yolculuğa evrilir.

Basketbolun Ruhuna Yoluculuk Sırasında

Bu dört bölümlük yazı dizisinde, basketbolun yalnızca taktik oyunları ve tabela sonuçlarıyla değil; insan olmanın özüyle nasıl iç içe girdiğinden söz edeceğiz. 

Takım olmanın anlamını, basketbolu aşkla oynamanın gücünü, zihinsel dengenin değerini ve basketbolun hayatla kurduğu derin bağı keşfetmeniz için oyunun o büyüsünden konuşacağız.

Sonuçta Oyun Biter, Ruhu Kalır

Her basketbol maçı bir yerde bitiyor. Korna çaldığında, salonun ışıkları söner, skor tabelası kapanır. Ama o oyunun ruhu; birlik, sevgi, denge ve farkındalık hiçbir zaman bitmez. Yüreğimizin bir yerinde oynadığımız o maç hep canlı kalacaktır.

Basketbol yalnızca kazananları değil, kendini geliştirmeyi başaranları da unutmaz. Çünkü bu oyunun en önemli sayısı, insan olmayı öğrenmektir.

Dört bölümlük yazı dizisinde görüşmek ümidiyle, basketbolla kalın.

Basketbolun Ruhuna Yolculuğun Bölümleri

  • 1. Bölüm; Takım Olmak: Bireysellikten Birliğe Uzanan Yol
  • 2. Bölüm; Aşkla Oynamak: Takım Ruhu ve İnsanlık Üzerine
  • 3. Bölüm; Sahada Zihinsel Denge: Öfkeyi Güce Dönüştürmek
  • 4. Bölüm; Basketbol: Hayatın Ritmini Yansıtan Bir Yolculuk
spacer

10 Kasım Sabahı ve Basketbol

 10 Kasım, yalnızca bir anma değildir. Hatırlatma ve verilen bir sözü tekrar etmektir. Atatürk'ün mücadele azmini ve kararlılığını, basketbolun disiplininde, takım ruhunda, birlikte başarma duygusunda yeniden hissetmektir.

10 Kasım ve Basketbol

Basketbolun Işığında Sonsuz Bir Mücadele ve Atatürk

Her yıl 10 Kasım sabahı aynı sessizliğin içinde buluruz kendimizi. Saatler 9:05'i gösterdiğinde, o kısa sessizliğin içerisinde hayat durur, rüzgar bile susar. Kalbimiz; özlem, saygı ve minnetle atar. Yaşanan bu kısa sessizlik bir kez daha bize yol göstereni hatırlatır.

Basketbol sahasındaki her driblingte olduğu gibi Atatürk'ün bize bıraktığı izler tekrar eder. O izler, maçlarımızda, antrenmanlarımızda ve takım ruhuyla karşımıza her an çıkmaktadır. Çünkü Atatürk'ün en büyük mirası hiç bitmeyen bir mücadele azmiyle dolu olmasıdır.

Basketbol da tıpkı Atatürk'ün inandığı değerler gibi emek, disiplin ve inancı bağrında taşır. Bir takımın başarılı olabilmesi için oyuncuların birbirlerine güvenmesi gerekir. Bu güven aynı zamanda birlikte başarmak duygusunu taşır. Atatürk bu inancı bizlere kazandırdı. Bugün basketbol sahasında biz de terimizin son damlasına kadar birlikte başarma inancını yaşıyoruz.

Antrenmanda alınan her nefes, son topu savunma ve potaya attığımız ilk şut... Hepsi aynı şeyde birbirine bağlı: Pes etmemek. Tıpkı Atatürk'ün en zorlu günlerde bile 
"Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır."

demesi gibi. İşte basketbol bu sözün sahada vücut bulmuş halidir.


10 Kasım Mirası Hatırlamaktır

10 Kasımlar sadece özlemi değil, aynı zamanda gençliğin verdiği sözleri de hatırlatır. Atatürk'ün bıraktığı mirası anmak için değil yaşatmak için hatırlatır.

Basketbol sahasında ter döken bizler, gençlerin umut dolu gözlerinde 10 Kasımları bu duygularla anıyoruz. Çünkü biliyoruz ki; birlikten güç doğar anlayışını yaşıyoruz.

Bugün bir kez daha söz veriyoruz:

Atatürk'ün emanetini sadece kalbimizde değil basketbolun oynandığı her yerde yaşatacağız. Mücadele etmeye, birlikte çalışmaya, umudu büyütmeye devam edeceğiz.

Ruhun Şad Olsun, Atam

Bu topraklarda attığın her adımın, basketbol oyunumuzun en anlamlı ruhunu oluşturuyor. Seni sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.
spacer