Hack-a-Shaq Taktiği Nedir?

NBA tarihinde bazı oyuncular inanılmaz dominanttır. Bu oyuncuları durdurmak için çok değişik yöntemler gelişiyor. Bu durumun en popüler örneği Hack-a-Shaq Taktiğidir. İlk defa efsanevi pivot Shaquille O'Neal'a karşı kullanılan bu strateji, basketbol tarihinin en tartışmalı savunma taktiklerinden biridir.

Bu yazıyı, "Hack-a-Shaq" taktiğinin ne olduğunu, neden oraya çıktığını, nasıl uygulandığını ve NBA kurallarının nasıl değiştirdiğini merak edenler için ele alıyorum.

Hack-a-Shaq

Hack-a-Shaq Nedir?

Özellikle kötü serbest atış yüzdesine sahip olan dominant bir oyuncuyu durdurmak üzere bilerek faul yapmak üzerine kurulu bir taktiktir. Amaç dominant olan oyuncuyu serbest atış çizgisine göndererek onun kolay sayı bulmasını engellemektir.

Bu taktik özellikle Shaquille O'Neal karşı onu durdurmak için geliştirilmiştir. Çünkü Shaq pota altında neredeyse durdurulmaz bir NBA oyuncusuydu. Buna karşın berbat bir serbest atış yüzdesine sahipti. Serbest atış yüzdesi kariyeri boyunca %52'dir.  Bu yüzde rakip takımlar için şu matematiği ortaya çıkardı:
  • Pota altında oynamasına izin verilirse yüksek ihtimalle 2 sayı kazanır,
  • Oysa serbest atış çizgisinde 1 sayı bulabilir.
Bu nedenle bazı takımlar Shaq'a bilinçli olarak faul yapmayı tercih haline getirmiştir. Bu taktik ilk defa Shaq'a yapıldığı için de "Hack-a-Shaq" adını almıştır. Strateji, belki de "Jordan Rules" taktiğinden etkilenilerek geliştirilmiştir. Jordan Rules; MJ penetre ettiğinde onu çok sert faulle durdurmak üzerine geliştirilmiştir. Bu konuyu daha sonra incelenmek üzere şimdilik kapatalım.

Hack-a-Shaq Taktiği Nasıl Uygulanır?

Hack-a-Shaq taktiğini uygulamak için genelde şu strateji takip edilir:
  • Hücum başlarken Shaq pota altında pozisyon alır.
  • Savunma oyuncusu top ona gelmeden faul yapar.
  • Serbest atış limiti geldiğindeyse Shaq faul çizgisine gider.
  • Daha az sayı yeme olanağı sağlanır.
Bu taktik bazı maçlarda o kadar çok yapılmıştır ki, Shaq'ın 30'dan fazla serbest atış kullandığı atışlar olmuştur.

Hack-a-Shaq Taktiğinin Öncüsü Kimdir?

Bu taktiği NBA'de sistemli şekilde kullanan ilk koçlardan biri Don Nelson'dur. O dönemde Dallas Mavericks'in başında bulunan Nelson, 1990'ların sonlarında Hack-a-Shaq taktiğini Shaq'a karşı. kullanmıştır.

Shaq'ın prime dönemi olan Los Angeles Lakers zamanlarında bu taktiğin en çok kullanıldığı dönem olmuştur. Shaq o dönemlerde NBA'deki en dominant pivot, fiziksel olarak rakiplerinden çok üstün ve pota altında neredeyse durdurulamazdı. 

Rakip koçlar normal savunmayla Shaq'ı durdurmanın zor olduğunu bildiği için Hack-a-Shaq taktiğini uygulamışlardır.

Kuralların NBA'de Değişmesine Nasıl Etki Etti?

Hack-a-Shaq zamanla NBA çevrelerince eleştirilere neden oldu. Çünkü oyun sürekli faullerle durduğundan maçın temposu bozuluyordu. Bu nedenle NBA yönetimi 2016 yılında bazı kural değişikliğine gitti.

Yeni kurlara göre, topa iki dakika içinde sahip olmayan bir oyuncuya bilerek faul yapılırsa, 1 serbest atış ve topu yeniden oyuna sokma hakkı verildi.

Bu kural değişikliği "Hack-a-Shaq" etkisini büyük ölçüde azalttı.

Hack-a-Shaq Başka Oyunculara Yapıldı Mı?

Evet. Shaq'tan sonra özellikle serbest atış yüzdesi düşük olan pivotları hedef almıştır. Dwight Howard, DeAndre Jordan, Andre Drummond, Ben Simmons hack-a-shaq'ten nasibini alan bazı NBA oyuncuları olmuştur.

Shaquille O'Neal Nasıl Bir Tepki Verdi?

Shaq kariyeri boyunca bu taktiğe hem mizahi hem de rekabetçi şekilde yaklaşmıştır. Röportajlarında "beni faulle durdurabiliyorlarsa demek ki başka çareleri yok" demiştir. 

Buna rağmen Shaq 4 kere NBA Şampiyonluğu, 3 kere NBA  Finalleri MVP ödülünü kazanmıştır.

Sonuç Olarak

Hack-a-Shaq taktiği, NBA tarihindeki en ilginç stratejilerinden biri olarak tarihteki yerini almıştır. Bu yöntem bir yandan basketbolun matematiğini ve taktiğini gösterirken diğer yandan oyun akışını bozduğu için tartışmalar yaratmıştır.

Bu taktiğin Shaq ile ortaya çıkması onun ne kadar baskın bir oyuncu olduğunu başlı başına gösteren bir olgudur.

Basketbolla kalmanızı ümit ederim.
spacer

Basketbol Topunda Neden Kanallar ve Pütürler Var?

 Basketbol topunu elinize aldığınızda ilk fark ettiğiniz şeylerden biri yüzeyindeki pütürlü yapı ve topu çevreleyen siyah kanallardır. Bu detaylar sadece estetik bir tercih değil; aksine oyunun kalitesini doğrudan etkileyen mühendislik çözümleridir. Peki basketbol topunda neden kanallar ve pütürler var? Gelin, bu tasarımın arkasındaki mantığı birlikte inceleyelim.

Basketbol Topu

Pütürlü Yüzeyin Amacı: Daha İyi Tutuş ve Kontrol

Basketbol hızlı ve dinamik bir oyundur. Oyuncular topu sürekli kontrol etmek, yönlendirmek ve hassas hareketler yapmak zorundadır. İşte bu noktada pütürlü yüzey devreye girer.

Topun üzerindeki mikro çıkıntılar:
  • El ile temas eden yüzey alanını artırır
  • Kaymayı azaltır
  • Parmak uçlarıyla kontrolü kolaylaştırır
Özellikle terli ellerle oynanan bir sporda bu yapı hayati önem taşır. Düz bir yüzey çok daha kaygan olacağı için top kontrolü ciddi şekilde zorlaşırdı.

Kanalların Rolü: Parmak Rehberi Gibi Çalışır

Top üzerindeki siyah çizgiler, yani kanallar, oyuncular için adeta bir rehber görevi görür.

Bu kanallar sayesinde:
  • Parmaklar doğal olarak doğru pozisyona yerleşir
  • Top daha dengeli kavranır
  • Şut sırasında el yerleşimi tutarlı olur
Özellikle iyi şut atan oyuncular, farkında olarak ya da olmayarak bu kanalları referans alır. Bu da kas hafızasının gelişmesine katkı sağlar.

Spin (Dönüş) Kontrolü

Basketbolda şutun başarısını belirleyen önemli faktörlerden biri topa verilen dönüştür (spin). Hem pütürlü yüzey hem de kanallar bu noktada birlikte çalışır.
  • Pütürler parmakların topa daha iyi tutunmasını sağlar
  • Kanallar parmakların doğru noktadan kuvvet uygulamasına yardımcı olur.
Sonuç olarak top daha dengeli bir şekilde döner. Bu da çembere çarptığında daha yumuşak sekmeler ve daha yüksek isabet oranı anlamına gelir.

Tarihsel Gelişim: Tesadüften Standarta

İlginç olan şu ki bu tasarım baştan planlanmış değildir. İlk basketbol topları:
  • Düz yüzeyliydi
  • Dikişli yapıya sahipti
  • Kontrol açısından oldukça zayıftı
Zamanla:
  • Dikişler içe gömüldü ve kanallara dönüştü
  • Kullanıldıkça aşınan topların daha iyi tutuş sağladığı fark edildi
  • Bu etki yapay olarak pütürlü yüzeyle taklit edildi
Yani bugün gördüğümüz tasarım, oyuncu deneyimlerinin yıllar içinde mühendisliğe dönüşmesinin bir sonucudur.

Dayanıklılık ve Yapısal Katkı

Kanallar sadece tutuş için değil, aynı zamanda topun yapısal bütünlüğü için de önemlidir. Top, farklı panellerin birleştirilmesiyle oluşur ve bu birleşim yerleri kanallarla belirgin hale gelir.

Bu sayede:
  • Top formunu daha iyi korur
  • Daha dengeli bir sekme sağlar
  • Uzun süreli kullanımda performans kaybı azalır

Kanallar ve Pütürler

Basketbol topundaki kanallar ve pütürler küçük detaylar gibi görünse de oyunun kalitesini belirleyen kritik unsurlardır.
  • Pütürler tutuşu artırır
  • Kanallar kontrolü ve yönlendirmeyi kolaylaştırır
  • İkisi birlikte daha iyi şut ve oyun performansı sağlar
Kısacası, basketbol topunun yüzeyi tesadüf değil; yıllar süren deneyim, gözlem ve mühendisliğin mükemmel bir birleşimidir.
spacer

Kızılderili Drilli Hakkında

 Basketbol antrenmanlarında kullanılan "Indian Drill" (Kızılderili Drilli) fiziksel ve zihinsel dayanıklılığı geliştiren bir yapıya sahiptir. Pat Riley tarafından 1980'li yıllarda kullanılmasıyla popülerlik kazandı. Indian Drillini daha sonra Phil Jackson geliştirerek modern basketbola uyarlamıştır.

Indian Drillinin temel amacı; oyuncuların yüksek tempoda tekrar eden sprintler, yorgunluk altında performans sergileme ve takımın mental dayanıklılığını geliştirmektir. Bu yönüyle sadece bir kondüsyon antrenmanı değil, aynı zamanda disiplin ve takım karakterini geliştirmektedir.

Indian Drill

Indian Drill Nasıl Yapılır?

Kızılderili Drilli oldukça basit bir yapıya sahiptir. Doğru uygulandığında kısa sürede verim alınabilir.

Temel Dizilim

  • Oyuncular tam saha boyunca tek sıra halinde sıralanır.
  • Tüm oyuncular sahanın etrafında bir tren şeklinde koşmaya başlar.

Uygulama

Koç her düdük çaldığında:
  • Sıranın en arkasındaki oyuncu sprint atarak sıranın en önüne geçer. Drilli geliştirmek için oyuncular arasında slalom, koşarken sıradaki oyuncuya fiziksel temas gibi şeyler yaparak zenginleştirilir.
  • Öne geçen oyuncu koşu temposunu belirler.
  • Sonraki düdükle en arkadaki oyuncu aksiyonu tekrar eder. 

Süreklilik

  • Koç drilli bitirene kadar kesintisiz devam eder.
  • Drill 20-40 saniyelik 4-6 tekrarla yapılabilir. Bu yapı oyuncuları; hızlanma, yavaşlama ve yön değiştirme becerilerinde geliştirir. 

Indian Drillin Faydaları

Kızılderili drill doğru uygulandğında çok yönlü gelişim sağlanır. Ancak yanlış uygulandığında klasik bir kondüsyon antrenmanına dönüşerek bıkkınlığa neden olabilir. Bu açıdan bakıldığında:
  • Tekrarlı sprintler sayesinde anaerobik dayanıklık gelişir, maç performansı artar.
  • Oyuncular yorgunken pes etmeme alışkanlığı kazanarak performans gösterirken mental dayanıklık gelişir.
  • Oyuncuların temposu drillin ritmini belirleyeceğinden dolayı takım ritmi ve disiplini oluşur.
  • Oyuncuların çevre kontrolüyle saha görüşü gelişir.
  • Kontrollü temaslar sayesinde oyuncular; dengeyi korur, temas altında oynamayı öğrenirler.
Indian Drillin bu özelliklerinden dolayı Micheal Jordan, Magic Johnson ve Patrick Ewing gibi bir çok efsanevi NBA oyuncusu drillin zorluğunu kabul ederek Kızılderili Drilline saygılarını dile getirmiştir.

Indian Drillin Modern Yaklaşımları

Günümüz basketbolunda Kızılderili drilli, koşu temelli bir çalışma olmaktan çıkarılıp oyuna benzer hale getirilmiştir. Örnek vermek gerekirse:
  • Topla yapılan çalışmalar: Tüm oyuncular topla koşabilir, zayıf el kullanımı zorunlu tutulabilir, öne geçen oyuncu basket atar. Böylece top kontrolü ve kondüsyon çalışması yapılabilir.
  • Karar verme çalışmaları: Koç komut verir (renk, sayı vb) oyuncular da buna göre reaksiyon gösterir. Böylelikle oyuncuların bilişsel gelişimi sağlanır.
  • Temaslı çalışmalar: Oyuncular öne koşarken kontrollü temaslar kurar, denge ve fiziksel temas öne çıkar. Özellikle savunmada ve içeri dalmalardaki temas gelişimi için değerlidir.
  • Öne geçen oyuncu hücum eder ancak arkadan gelen oyuncu da savunma yapar. Bun tam sahada yaptığımızda hızlı hücum becerileri gelişir. 
  • Klasik yaklaşımda süresiz drill devam eder. Modern yaklaşımdaysa 20-30 saniye, 40-45 saniye ve 4-6 tekrarla performans istenildiği gibi geliştirilebilir.

Koçlar İçin İpuçları

Indian Drillini verimli kullanmak için şu ilkelere dikkat etmekte fayda vardır:
  • Amaç belirlenmelidir: Her antrenmanda drill aynı şekilde kullanılmamalıdır. Unutmayın drilli yapısını amacını belirler. Kondüsyon mu, temas mı, mental dayanıklılık mı?
  • Oyunlaştırın: Top ekleyin, karar verme ekleyin, bitiriş ekleyin, mücadele ekleyerek maç ortamını hazırlarsınız.
  • Nitelikli çalışma yapın: Teknik hataları gözlemleyin ve gerekirse drilli durdurun. Unutmayın nitelik düşerse öğrenme becerisi de düşer.
  • Yaş gruplarına uyarlayın: Eğlenceli versiyonlarla yaş grubuna uygun hale getirin ancak aşırı yüklenmenin de tükenmişliği getireceğini aklınızın bir köşesinde tutun.
  • Liderlik rolleri verin: Öndeki oyuncuya tempoyu belirleme sorumluluğunu vererek iletişimi de teşvik edebilirsiniz. Böylelikle takım içi liderlik gelişimi sağlarsınız.
Sonuç olarak Indian Drill; basketbol antrenmanlarının klasiklerinden biri olmasına rağmen, doğru yapılandırıldığında modern basketbolun ihtiyaçlarına yanıt veren güçlü bir yönü vardır.

Pat Riley'in sertlik ve disiplin felsefesiyle başlayan bu çalışma, Phil Jackson'ın takım içi uyum yaklaşımıyla evrilerek geçerliliğini korumaktadır.

Hassas nokta şudur:

Indian Drill doğru versiyonlarla zenginleştirildiğinde elit bir antrenmana dönüşür.
spacer

Basketbol ve Rap Müzik Kültürü

Basketbol ve rap müzik ilk bakışta iki farklı dünyadır. Bu benim için iki farklı anlatım biçimidir. Shaquille O'Neal’ın Benim Hikayem kitabını okuduktan sonra bunu fark ettim. Çünkü orada da gördüm ki; basketbolun parkeleriyle mikrofonlar aslında aynı yerden, aynı hayattan besleniyor.

Ve şunu net bir şekilde söyleyebilirim:

NBA ve rap kültürünün kesişimini ilk kez Allen Iverson ile hissettim.

Basketbol ve Rap

Basketbol ve Rap: Aynı Kimliğin İki Farklı Dili

Basketbol ve rap müzik, 1980’lerin sonu ve 90’ların başından itibaren Afro-Amerikan kültüründe; başarı, özgüven, kendini ifade etme ve sokak ruhunun en güçlü temsilcileri haline geldi. Fakat bu iki kültür sonradan birleşmedi. Çünkü:

Rap; sözle “ben buradayım” demektir.
Basketbol; oyunla “ben buradayım” demektir.

Aynı mahallelerde büyüyen, aynı parklarda basketbol oynayan, benzer zorluklardan geçen insanların iki farklı ifade biçimi sunmasından başka bir şey değildir.

Bu yüzden rapçiler basketbolu, basketbolcular rap müziği sahiplenmektedir. Bence bu bir etkileşim değil; doğal bir yansımadır.

Allen Iverson: Kültürün Görünür Olduğu An

Allen Iverson benim için sadece bir basketbolcu değildi. O, sahaya çıktığında bir kültürü temsil ediyordu. Cornrow saçları, dövmeleri, bol kıyafetleri ve tavırlarıyla. Bunların hepsi rap kültürüydü.

Iverson ile birlikte NBA’de sokak, ilk kez bu kadar net bir şekilde görünür oldu. Bu durum o kadar öne çıktı ki, NBA bir süre sonra oyuncular için giyim kuralları getirdi.

Bu durum şunu gösterdi:

👉 Allen Iverson sadece oyunu değil, oyunun kurallarını da etkiledi.

Crossover: Bir Hareketten Fazlası

Iverson denince akla gelen ilk şeylerden biri basketbol sahalarındaki crossover hareketidir. Crossover sadece teknik bir basketbol hareketi değil, bir metafordur.

Allen Iverson crossover’ı:

  • Rakibi düşürmek yani sistemi alt etmektir.
  • Yön değiştirmek yani hayatta yol bulmak
  • Kontrol yani özgüven kazanmaktır.

Sokakta büyüyen biri için hayat düz bir çizgiden ibaret değildir. Sürekli adapte olman gereken zorluklardır. Iverson bunu sahada gösterdi.

Kusursuzluk mu, Gerçeklik mi?

Michael Jordan kusursuzluğun simgesiydi: Disiplin, kontrol ve mükemmellik demektir.

Allen Iverson farklıydı:Daha kaotik, daha duygusal ve daha gerçek hayat demekti.

Rap müzik de kusursuzlukla değil, gerçeklikle ilgilidir. Bu yüzden Iverson’ın tarzı hip-hop kültürüyle çok daha derin bir bağ kurdu.

Parkeden Mikrofona: NBA Oyuncularının Rap Yolculuğu

NBA ve rap ilişkisi tek taraflı değil, birçok oyuncu da rap müziğin içine doğrudan girdi. Damian Lillard (Dame D.O.L.L.A.), Shaquille O'Neal (Shaq Diesel) ciddi üretkenlikler göstermiştir.

👉 Iverson kültürü taşıdı.
👉 Diğerleri bu kültürü farklı şekillerde devam ettirdi.

Basketbol da rap müzik de sokaktan doğdu. Ama bugün milyar dolarlık endüstrilere dönüştü.

Eskiden sokak doğrudan sahaya yansıyordu. Bugünse sokak ruhu sadece daha kontrollü bir hale geldi.

Ayrı Değil, Aynı Hikaye

Basketbol ve rap müzik, yaklaşık 50 yıldır birbirini besleyen iki kültür olarak görülüyor. Çünkü onlar:
  • Aynı sokaklardan doğan
  • Aynı hayalleri taşıyan
  • Aynı mücadeleyi anlatan iki farklı ifade biçimidir.
Ve Allen Iverson bu gerçeği bana ilk gösteren isim oldu. Bu yüzden bugün hala basketbol maçları izlerken ya da bir rap şarkısı dinlerken aynı hissi alıyorum:

Bu sadece basketbol ya da rap müzik değil. Bu bir kimlik meselesidir.

spacer

Savaş ve Basketbol

 Savaş, insanlık tarihinin en karanlık gerçeğidir. Savaş sadece şehirleri ve ülkeleri değil aynı zamanda insanlık ruhunu ve çocuklukların gelecek hayallerini yıkar. Buna karşılık basketbol, çoğu zaman tam tersini inşa eder. Birlik, dayanışma ve umudu. Bundan dolayı "savaş ve basketbol" yan yana geldiğinde iki zıt dünyanın hikayesini anlatır.

Savaş ve Basketbol

Yıkımın Ortasında Umudu Aramak

Savaş ve Basketbol deyince; bir taraftan yıkım ve korku, diğer tarafta birlikte mücadele etmenin gücü vardır. Bosna savaşını anlatan yazar Tijan Sila'nın Saraybosna Radyosu kitabında şu cümle bu gerçeği ifade eder:

Yaşamak herşeyden önce dehşete kapılmak anlamına geliyordu.
Bu söz, savaşın insan hayatını nasıl değiştirdiğini gösterir. Özellikle çocuklar için savaş, oyun oynamak yerine keskin bir nişancıdan kaçmayı öğrenmek demektir.

Savaş sırasında bir çocuk için hayat farklıdır. Okula gitmek, arkadaşlarla oynamak, parka gitmek gibi şeyler bile lüks sayılır. Bir çocuğun uzmanlaştığı şeyin oyun değil, hayatta kalmak olduğu gerçeği savaşın en acı bir yüzüdür.

Savaş, sadece ölüm ve korku değildir. İnsanları kimliklerine göre ayıran, toplumu parçalayarak birbirlerine düşman eden bir süreçtir. Savaşın en büyük yıkımı da burada yüzünü gösterir. İnsanlar birbirine yabanacı hale gelir.

Savaşın Çirkinliği

Savaş çoğu zaman kahramanlık hikayeleriyle anlatılır. Ancak gerçek başka bir şeydir. Gerçekte savaş filmlerdeki sahnelerden çok uzaktır. Günlerce süren korku, bekleyiş, açlık ve belirsizliklerden oluşur. İnsanın düşündüğü tek bir şey olur, hayatta kalmak.

Bu durum şimdilerde İran'da yaşanmaktadır. Savaş ve baskı ortamları, insanların yaşam nefesini kısmaktadır. Ama tarih bize buna karşı şunu gösteriyor:

Her karanlık dönemin içerisinde umut filizlenir.

Ortadoğunun bir yerinde özellikle kadınlar özgürlük talepleri nedeniyle büyük bir mücadele vermektedir. Kadınların toplumsal yaşamda eşit ve özgür bir rol üstlenmesini gerektiren bir düşünceyle barışın mücadelesini veriyor. Bu düşünce jinoloji adını vermişler. 

Kadın özgürlüğünü merkeze alarak toplumun yeniden inşa edilmesini savunan bir yaklaşım. Sadece savaşta değil; eğitimde, siyasette, sosyal hayatta kadınlar aktif roller üstlenerek bir toplum modeli kurmaya çalışıyor. Savaş olmadan da barışın sürdürülebilir olacağını. Bu yaklaşım savaşın yarattığı karanlığa karşı güçlü bir umut olarak filizleniyor. Tıpkı sporun ve özellikle basketbolun birleştirici gücü gibi.

Savaşın Karşısındaki Birleştirici Güç: Basketbol

Basketbol sadece bir spor türü değildir. Aynı zamanda takım ruhu, dayanışma ve ortak hedef belirleme anlamına gelir. Basketbol sahasında milliyet, din, kimlik ve dil önemini kaybeder. Önemli olan tek şey birlikte mücadele etmektir.

Savaşın insanları böldüğü bir dünyada basketbol tam tersini üretir. İnsanları aynı potada buluşturur. Aynı hedef için birlikte hareket etmeyi öğretir. Bunun için savaş sonrası toplumlarda sporun büyük bir iyileştirici gücü vardır.

Basketbolun Gençler İçin Umuttur

Savaş bölgelerinde yaşayan gençler için spor çoğu zaman hayata tutunmanın bir yoludur. Basketbol sahası; korkudan uzak, arkadaşlığın kurulduğu ve umutların yeşerdiği bir ortamdır. 

Bir basketbol maçı sırasında oynayanlar, savaşın kimliklerini unutarak oyunun bir parçası olur. Spor, özellikle gençler için toplumsal iyileşmenin aracı olur.

Kadınların basketbol oynamasını sadece bir sportif faaliyet olarak görmek mümkün değildir. Kadınların basketbol oynamasını aynı zamanda özgürlük talebi, eşitlik mücadelesi, toplumsal dönüşümün sembolü olarak okumakla basketbolun birleştirici gücü görünür.

İki Zıt Dünya: Savaş ve Basketbol

Sonuç olarak savaş ve basketbol iki farklı dünyayı temsil eder. Savaş; yıkımı getirir, korkuyu yaratır ve insanları böler. Basketbolsa; dayanışmayı yaratır, umudu yeşertir ve insanları bir araya getirir. Tıpkı barış gibi.

Savaşın devam ettiği bir dünyada yaşıyoruz. Oysa farklı insaların bir arada yaşaması mümkündür. Barış mümkündür. 

Savaşın yarattığı karanlığı aşmanın yolu insanların bir arada hareket ettiği alanları çoğaltmakla gerçekleşir.

Bazen bir basketbol sahası, barışın mümkün olduğunu hatırlatan bir yer olabilir. 
spacer