Özel Olimpiyatlar Türkiye 3x3 Basketbolu | Bir Takımın Hikayesi

 Özel sporcuların sporla kurduğu bağ, yalnızca bir oyun ya da müsabaka deneyimi değildir. Bir kimlik kazanma, kendini ifade etme, güçlenme ve toplumla kaynaşma yolculuğudur. Özel Olimpiyatlar Türkiye, yılladır bu anlayışla hareket ederek kapsayıcılığını konuşturuyor. Basketbola bakışı yalnızca performans değil; birlikte olmaya, paylaşmaya, gelişime ve spor kültürünü herkes için erişebilir kılmaya dayanıyor.

10-11 Aralık 2025 tarihlerinde İstanbul'un Silivri ilçesinde, Alibey Spor Salonunda düzenlenen İstanbul Oyunları tam da bu yaklaşımın sahadaki yansıması oldu. İstanbul'un 10 ilçesinden 150 özel sporcu; basketbol, bocce, masa tenisi ve atletizm branşlarında büyük bir heyecanla mücadele etti. 40 antrenör ve yüzlerce gönüllü partner sporcuların katılımıyla iki gün boyunca kapsayıcı sporun en anlamlı örnekleri yaşandı.

İstanbul Oyunları

3x3 Basketbol Sahnesinde KURAL

İstanbul Oyunlarındaki 3x3 Basketbol turnuvasında 6 takım mücadele etti. Tek pota maçlarında; hızlı karar verme, dayanıklılık ve takım içi uyum öne çıktığı için özel sporcuların gelişiminde etkili bir rol oynadı.

KURAL'ın özel sporcularıysa bu turnuvada ilk kez sahne aldı. İstanbul Oyunları KURAL'ın ilk 3x3 basketbol deneyimi oldu. Maçlarda sahaya dökülen azim ve mücadele ruhu sahada kendini fazlasıyla gösterdi. 

KURAL; turnayı 2 galibiyet, 4 yenilgiyle 4. sırada tamamladı. Alınan netice yalnızca turnuvanın sıralaması değil; takımın gösterdiği gelişimin, enerjinin ve mücadele ruhunun bir göstergesiydi.

Ulusal Takım Aday Kadrosuna 2 Özel Sporcu

KURAL'ın 3x3 basketbol takımından iki özel sporcu Denizcan ve Akın Şili'de düzenlenecek Özel Olimpiyatlar Dünya Oyunlarına gitmek için Özel Olimpiyatlar Türkiye'nin aday kadrosuna alınarak KURAL'a büyük bir gurur yaşattı.

Bu başarı yalnızca bireysel bir kazanım değil; KURAL  ekibimizin doğru yolda olduğunu kanıtlayan önemli bir nokta olmuştur. Bu yolculuğu sahada özel sporcularımızla birlikte yürürken şunları söyleyebilirim.

Özel sporcuların basketbolla tanışmaları, onların hayatlarında unutulmaz anılar biriktiriyor. Basketbol onlar için;

  • Kendilerini özgürce ifade ettikleri bir alandır.
  • Başarı ve gelişimin somut olarak görüldüğü güvenli bir ortamdır.
  • Arkadaşlık, dayanışma ve takım ruhu duygularını en yoğun yaşadıkları bir sosyal etkileşim yeridir.
  • Fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimin aynı anda güçlendiği bir platformdur.
Özel sporcuların basket attığında yüzlerindeki mutluluğu ve öz güveni, takım arkadaşını motive ederken gösterdiği olgunluğu görmek, Özel Olimpiyatlar Türkiye'nin ne kadar kıymetli bir şey olduğunu gösteriyor.

İstanbul Oyunları: Kapsayıcılığın Sahadaki Karşılığı

İstanbul Oyunları açılış töreniyle başladı. İki gün basketbol sahası boyunca büyük bir coşkuya sahne oldu. Oyunların sonunda düzenlenen madalya töreniyse özel sporcuların emeğini taçlandırdı.

Her sporcunun değerli olduğu, her sporcuya eşit fırsatın tanındığı Özel Olimpiyatlar Türkiye'de bu nokta büyük bir anlam kazandı. 

Bu bağlamda; KURAL'ın 3e3 basketbol sahnesindeki ilk deneyimi, gelecek yıllar için güçlü bir başlangıç oldu. Bu aşamada, gelişim, mücadele, öğrenme, birliktelik ve en önemlisi unutulmaz anılar birikti.

Önümüzdeki süreçte daha fazla özel sporcunun basketbolun birleştirici gücüyle tanışması, daha fazla müsabakada yer alması ve kentdini daha güçlü hissetmesi için çalışmaya devam edeceğiz.

Şimdi bu hikayenin daha güzelini yaşamak için sabırsızlıkla bekliyoruz.
spacer

SENİ BASKETBOL TAKIMINA ALDIM | Melek'in Son Sesi (11)

 Bölüm 11

Melek'in Son Sesi

Melek'in Son Sesi sahada duyulmazdı ama basketbol karakterimizde hissediliyordu. Her alkış alan pas, her yardım savunması, her top çalındığında onun sessiz melodisi yükseliyordu. Sanki sahada görünmez bir orkestra vardı da, bizler onun parmak uçlarıydık. Artık en gürültülü salonlarda bile birbirimizin gözlerine bakarak sessiz bir dilde anlaşabiliyorduk.

Seni Basketbol Takımına Aldım

Tabelada yenilmiş olsak bile kalbimizdeki basketbol ateşi sönmüyordu. Her yere düşüş, birlikte kalkmak için bize bir fırsattı. Takım olmak böyle bir şeydi. Düştüğünde biri elini uzatır, sendelendiğindeyse elinden tutardı. Basketbol sahasında atan kalplerimiz bir olmuştu. Beethoven'ın Ay Işığı Sonatı gibi derin bir ahenk içinde basketbol oynuyorduk. İşte bu ahenk, Melek'in Son Sesiydi.

Bekir koçla tam üç aydır aynı döngüdeydik. Onda hiç bir şey değişmemişti. Aynı sert tonu, aynı tekrarlayan antrenmanları, aynı adaletsizlikleri... Fundamental çalıştırmıyor, kenarda bekleyen arkadaşlarımızı idmanlarda dahi oyuna almıyor, sadece güçlü gördüğü oyunculara güveniyordu. Bizim için Bekir koç, umutsuzluğun sesi olmuştu. Ama yılmadık.

Bir gün Burcu sessizce yanıma gelip şöyle dedi:

"Eğer sen olmasaydın, bizi antrenman sonrası ekstra çalıştırmasaydın, çoktan çözülmüştük."

Bu söz bana Melek öğretmeni hatırlattı. Belki de bir gün ben de onun gibi bir koç olacaktım. Bu düşünce beni hem ürküttü hem güçlendirdi. Melek öğretmenin verdiği bordo kaplı defterdeki temel prensipleri kullanarak arkadaşlarıma sadece teknik çalıştırmıyor, oyunu okumayı da öğretiyordum. Oyunun nasıl geliştiğini, boşta kalan oyuncunun nasıl fark edileceğini, birlikte nasıl hareket edeceğimizi öğreniyorduk. Üçlü tehdit pozisyonu gibi kavramların sadece teknik değil, taktik fırsatlar sunduğunu birlikte öğrendik. Herkes birbirinden öğreniyordu. Eğitim bir zincir ise biz o zincirin en güçlü halkalarıydık.

Oysa Bekir koç hala uzun, karmaşık ve takımı anlamsız oyun düzenlerine boğuyordu. Sahada yaşadığımız birçok sorun, temel basketbol tekniklerinin eksikliğinden kaynaklanıyordu. Ben de bu boşluğu her maçtan sonra öğrenerek yeniden ve yeniden doldurmaya çalışıyordum. O zamanlar farkında olmadan bunu yapıyormuşum meğer. Bazen "liderlik bu mu?" diye düşünüyordum. Ama öğrenmiştim ki liderlik, herkes vazgeçtiğinde devam edebilmekti.

Bekir koçun bazı oyuncuları oyun dışı bırakması içimize en çok kemiren şeydi. Bir gün, antrenmanda ısınırken Esra topu elinden kaçırdı. Bekir koçun sert bakışı ve sesiyle geriye çekildi. İdmanı terk etti. Hepimiz onun antrenmanın geriye kalan zamanında kenarda oturacağını biliyorduk. Çünkü o bakışı tanıyorduk. Bu sadece Esra'yı değil hepimizi yaraladı. Ama ilk kez biri çıkıp antrenmanı terk etti. Bu bir kırılma anıydı.

Sessiz Dayanışma

İşte o andan sonra Çiğdem ve Burcu'yla birlikte, sessiz bir dayanışma başlattık. Sahada ve dışarda birbirimize tutunmaya karar verdik. Adaletin olmadığı yerde biz birbirimize adalet olacaktık. Kadın dayanışmasının ne olduğunu ilk defa o zaman anladım. Sessiz bir devrimdi bizimki; bazen bir pasla, bazen bir ribauntla, bazen de sadece bir tebessümle başkaldırıyorduk. 

Bekir koçun adaletsizliği yalnızca yedek kulübesini değil, sahadaki mücadelemizi de gölgeliyordu. Ama biz susarak karşı çıkıyorduk. Sahada kurduğumuz takım uyumu artık sessiz bir isyandı.

Burcu'nun sırtıma dokunuş, Çiğdem'in "hadi devam" diyen bakışı... Hepsi birer umut oluyordu. Her maçtan sonra sadece skorda değil, dostluğumuz da kazanıyordu ve büyüyordu. Belki de Melek öğretmenin bize bıraktığı en büyük miras buydu. 

Hiçbirimiz antrenman bitince hemen eve gitmiyorduk. Kendi eksiklerimizi çalışıyor, birbirimize destek oluyorduk. Her zaman sahada olmayan bir kişi vardı: Bekir koç!

Bir gün Çiğdem, topu yere vurarak şöyle dedi:

"Bu sezonu Melek öğretmen için oynuyoruz. Melek'in Son Sesi biziz! Bekir koça rağmen, hep birlikte kazanacağız. Mutlaka kazanacağız!"

Alkışlar salonun tavanına çarparak yüreğimizde yankılandı.

Deplasmanda ulusal şampiyonluğun en büyük adayı Dilmenspor'u yenmiştik. Sert savunma, dış şutlardaki yüzde ve birlikte hareket edip maçı domine ettik. Bekir koçtan içten bir tebrik beklerken, soyunma odasındaki maç sonu konuşması buz gibi soğuktu:

"Demek ki sistemim işe yarıyor. Ne yaptığımı ben çok iyi biliyorum. Tebrikler takım."  Sonra döndü ve soyunma odasından çıktı.

Bu sözler bizde soğuk bir duş etkisi yarattı. Ama başımı eğmedim. Arkadaşlarımın gözlerine baktım. O an gördüm ki zincir halkası sapasağlamdı.

"Koç güç biri olabilir ama gerçek takım biziz." dedim sessizce. "O ses biz olacağız Melek'in Son Sesi biziz." dedim sessizce.

Bundan sonra herkes takım için daha da özverili oldu. Tuğba daha fazla fedakarlık yaptı. Meryem pota altında savaşçıya dönüştü. Burcu kenardan gelerek ritmi değiştiriyordu. Benim de sayı ortalamam artmıştı ama en gurur duyduğum şey, takımın görünmeyen koçu olarak görülmemdi.

Dilmensporu yendiktüen sonra 4-0'lık bir seri yakaladık. Ancak bu başarı küçük bir rehaveti de beraberinde getirdi. İdmanlardan sonra eve gidenlerin sayısı artmaya başladı. Buna bir dur demek gerekiyordu. Bir gün sahayı terk eden son kişi ben oldum.  Sonra takımıma döndüm ve dedim ki:

"Maç kazanmak güzeldir ama bu yeterli değildir. Eğer Melek'in Son Sesi olmak istiyorsak daha fazlasını yapmalıyız. Biz henüz şampiyon olmadık daha yolun başındayız."

Bu sözler takım üzerinde etkili oldu. Bir daha kimse erkenden eve gitmedi. Dilmenspor ve DSİ'nin arkasından bölge turnuvasında üçüncü olarak ulusal finallere katılma hakkı elde ettik.

Melek öğretmenden kalan o çerçeveyi İbrahim öğretmen sayesinde okul girişine herkesin görebileceği bir yere astık. Her sabah çerçeveyi görüyor, o sözleri hatırlıyorduk. Bu motivasyonla ulusal finallere gittik. Ulusal finallerden önce günlüğüme şunu yazdım:

"Bu sezonun adı boşuna Melek'in Son Sesi değil. O ses artık paslarımızda, savunmamızda, yere düştüğümüzde yeniden doğruluşumuzda ve basketbol sahamızda yankılanıyor. Tınıyı duymanıza az kaldı. Büyüleneceksiniz. Çünkü sadece oynamıyoruz, anlatıyoruz."
spacer

Basketbolun Ruhuna Yolculuk | Basketbol; Hayatın Ritmini Yansıtan Bir Yolculuk (4. Bölüm)

 Basketbol, yalnızca bir spor değildir. Ayrıca insanın kendini tanıması için bir yolculuk olarak ele alınabilir. Tıpkı hayatta olduğu gibi, sahada da düşeriz, kalkarız, yeniden deneriz. Top kayıpları birer hata değil, birer öğrenme fırsatı olarak karşımıza çıkar. Her basketse, hayattaki mücadelemiz gibi bir çabadır.

Hayatın Ritmini Yansıtan Yolculuk

Basketbol Gibi

Hayatı olduğu gibi kabullenmek, oyunu da olduğu gibi kabullenmek anlamına mı gelir? Hayır, hayatta olduğu gibi basketbol oyununda da çaba, mücadele, kendini gerçekleştirme azmi yer alır. Geçmişin yüklerini taşımak yerine, her hücum bize yeniden denemeyi öğretir. Sonunda azmin ödülünü alırız.

Basketbol bize geriye takılmadan daima önümüze bakmamız gerektiğini öğretir. Tıpkı aşağıdaki hikayede olduğu gibi:
İki keşiş yağmurda yürürken çamurlu bir kavşakta genç bir kadınla karşılaşırlar, Keşişlerden biri kadını kuru bir yere kadar taşır ve bırakır. Diğer keşiş yol boyunca düşünüp taşınır. Ve dayanamayarak sorar, "biz keşişlerin kadınlara dokunması yasaktır. Ancak sen yasağa uymayarak kadını taşıdın." Diğeri hemen yanıt verir. "Ben onu yolun karşısında bıraktım ama sen onu hala taşıyorsun" der.

Bu iki keşişin hikayesindeki gibi, basketbol da insana hatayı, egoyu, korkuyu orada bırakmayı öğretir. 

Basketbol; Hayatın Ritmini Yansıtan Bir Yolculuktur

Basketbol oyunu; savaşmanın, mücadele etmekten vazgeçmemenin yoludur. Kibre kapılmadan cesaret ister. Sportmenliğini yitirmeden güçlü olmanı ister. O turuncu top, hayattan keyif aldığın gibi basketbol oyna der.

Çünkü sahada sergilediğin ruhsal yolculuk içerisinde basketbol senin kim olduğunu yansıtır. Tıpkı yaşamda olduğu gibi basketbol sahasında kendini hayatın küçük bir kesitinde bulursun.

Sonuç

Basketbol, insanın kendisiyle yüzleştiği bir aynadır. Seken topun sesi, kalp atışınızla aynı ritmi yakalar. Ve bir an  geldiğinde onu yürekten hissedersin: Basketbol aslında hayatın ta kendisidir.

Basketbolla kalmanız ümidiyle...

Basketbolun Ruhuna Yolculuğun Önceki Yazıları

spacer

3x3 Basketbol Şişli Turnuvası | İlk Yılda 4 Kupa

 MŞP'ye görevlendirilmemle birlikte okulda bir basketbol yapılanmasına gittim. Hem kız hem de erkeklerde 3x3 ve 5x5 basketbol takımlarını oluşturarak çok yoğun bir çalışma programı başlattım. Haftada 3-4 gün düzenli antrenmanlarla, oyun kurallarından temel paslara, dribling-stop-pivot çalışmalarından savunma tekniklerine kadar bir eğitim sürecini de beraberinde başlattım.

Öğrencilerimin birçoğu basketbolla ilk defa tanışmasına rağmen onların saha içindeki enerjisi, öğrenme isteği ve mücadele ruhu sayesinde kısa sürede büyük bir gelişim göstermeyi başardık. Bu emeklerin karşılığını da Şişli Okul Sporları 3x3 Basketbol Turnuvasında 4 kupa kazanarak aldık. MŞP tarihinde böylesine güçlü bir başlangıcı ilk yılımızda gerçekleştirmek, hem benim hem de okulumuzun göğsünü kabarttı.

MŞP'de Basketbol

MŞP'de Basketbolun Doğuşu

Okulda başlattığım basketbol yapılanması, Şişli Okul Sporları 3x3 Basketbol turnuvasıyla birlikte güçlü bir temel atmayı başardıkk. Basketbol yapılanmasındaki temel amacımız:
  • Temel basketbol becerilerini öğrenci-basketbolcularıma kazandırmak,
  • Öğrencilerimin basketbol kültürünü geliştirmek,
  • Uzun vadede hem okul takımı hem de okul kulüp yapısını güçlendirmektir.
Bu süreçte öğrenci-basketbolcularıma hem basketbol bilgisini hem de oyuna olan tutkumun bir parçasını bile aktarmayı başarırsam benim için apayrı bir gurur olacaktır.

Bunun sorumluluğunu bilerek antrenman çalışmalarını ve temposunu tüm motivasyonumuzla hep birlikte sürdürmekteyiz. Katıldığımız ilk turnuvada 4 kupayla ayrılmak okul olarak hepimizi çalışmaya teşvik etmiştir.

MŞP'nin Basketbol Takımları

Şişli Okul Sporları 3x3 Basketbol Turnuvasında okulumuz, dört ayrı kategoride parkeye çıktı. Küçük Kız, Küçük Erkek, Yıldız Erkek ve Yıldız Kız. Takımlarımın tümünün mücadele ruhu ve gelişimlerinin yanında sahaya koydukları enerjiyle geleceğe umutla bakıyoruz.

Yıldız Kız takımımız şampiyonluğa uzandı. Yıldız Erkek takımımız şampiyonluğu tıpkı elinde yağ gibi kayarak kaçırdı. Küçük Kız ve Küçük Erek takımlarımızsa geleceğe umutla bakmamız gerektiğini gösterdi.

İşte tüm kategorilerde öne çıkanlar...

Küçük Kız Takımı | Buzzer Beater'lı Başlangıç

Kadromuz; Kaptan Rananur, Yağmur, Derin Nehir ve Zahide Damla'dan oluştu. Maçlarımız ise şöyle sonuçlandı:
  • Talatpaşa 4 - MŞP 2
  • MŞP 3 - Işık 5
İlk maçta Rananur'un buzzer-beater'ı maçı uzatmaya taşıyarak turnuvaya unutulmaz bir başlangıçla girmemizi sağladı. Uzatmada istediğimiz üretimi bulamasak da sahaya koyduğumuz enerji gelecek için çok iyi bir sinyaldi.

Rananur, Yağmur ve Derin Nehir'in performansları, gelecek için umut verdi.

Küçük Erkek Takımı | Oyun Üstünlüğü ve Skor Sorunu

Kadromuz; Kaptan Ömer, Ege Bera, Muhammet Emin ve Kuzey'den oluştu. Maçlarımız şu şekilde sonuçlandı:
  • Karagözyan 2 - MŞP 0
  • MŞP 4 - Işık 5
  • İTA 11 - MŞP 2
Küçük erkek 3x3 Basketbol takımı ilk maçta oyunu domine etmesine rağmen skor üretmekte oldukça zorlandı. Karagözyan'ın kulüp oyuncularından kurulu olmasıysa onlara karşı çok ciddi bir tecrübe farkı yaşamamıza sebep oldu.

Buna rağmen sahada Ege Bera'nın liderliği, Ömer'in kaptanlığıyla gelecekte güçlü bir erkek takımı oluşturacağımızın ışığını yaktı.

Yıldız Erkek Takımı | Kaçan Şampiyonluk

Kadromuz; Kaptan Aras, Ahmet, Sipan ve Emir'den oluştu. Maçlarımızda alınan sonuçlar ise;
  • MŞP 6 - Işık 8
  • MŞP 7 - Karagözyan 9
  • MŞP 7 - Abdurrahman Köksaloğlu 4
Yıldız Erkek takımı turnuvanın en dramatik hikayesini yazdı. Hem Işık hem Karagözyan maçlarında MŞP, son 1 dakikaya önde girmesine rağmen üstünlüğünü koruyamadı.

Işık maçında rakibin iki kritik üçlüğünü savunamadık.

Karagözyan maçındaysa kaptan Aras'ın ayak bileğini burkması, oyunun dengesini tamamen değiştirdi.

Son maçta da net bir galibiyet alarak şampiyonluğu son saniyelerde kaçırmış olmanın üzüntüsünü yaşadık. Buna rağmen ilk yılımızda ilçe 3.lüğünü kazanan takımım gurur duyulacak bir başarı elde etti.

Yıldız Kız Takımı | Tarihi Şampiyonluk

Kadromuz; Berra Yağmur, Kaptan Nergiz İnci, Zehra ve Melek'ten oluştu. Şampiyonluğa giden maç sonuçlarımız ise;
  • MŞP 5 - Işık 4
  • MŞP 7 - Talatpaşa 3
  • Bilim Doğa 3 - MŞP 9
Yıldız Kız 3x3 Basketbol Takımımız; okul tarihinde ilk kez 3x3 Basketbol şampiyonluğunu kazanarak büyük bir başarıya imza attı.

Bu kategoride Berra Yağmur bir maestro gibi takımını saha içerisinde yönetti. Oynadığı oyunla turnuvanın en değerli oyuncusu oldu. Sahada kusursuz kararlar alması, takımını doğru yönlendirmesi ve bitiriciliği tüm maçlara damga vurdu. 

Berra Yağmur'un Işık'ın son topunu kusursuz savunarak topu bloklayarak rakibin son atışı bulmasını engellemesiyle daha ilk maçta şampiyonluğun kapılarını MŞP'ye açtı.

Savunmanın sert isimleri Nergiz İnci ve Zehra, çember altını adeta bir duvara dönüştürdü. Melek'in destek rolüyle birlikte Yıldız Kız 3x3 Basketbol takımımız için geriye tek bir şey kaldı. Sahada sadece basketbol oynamak. Bunu da kusursuz yaptılar.

Bu şampiyonluk, okul sporları tarihimize altın harflerle yazıldı. Şimdi hedefimiz daha büyük. MŞP Yıldız Kız 3x3 Basketbol Takımı, Şişli'yi il düzeyinde temsil edecek. Bu sorumluğun bilinciyle antrenmanlarımıza yoğunluk vermeye başladık.

Şişli Okul Sporları 3x3 Basketbol Turnuvası bir kez daha şunu gösterdi: Doğru organizasyon, disiplin, paylaşım ve oyuna olan tutkuyla her çocuk basketbolda güçlü bir yolculuğa adım atabilir.

Emeği geçen öğrencilerimin basketbol yolunun açık olmasını diliyorum.

MŞP basketbolunun daha güçlü günleri çok yakındır. 
spacer

Basketbolun Ruhuna Yolculuk | Sahada Zihinsel Denge (3. Bölüm)

 Basketbol, hızla değişen bir tempoda oynanan bir zeka oyunudur. Skor tabelası tersine dönüp, duygular dalgalanabilir. İşte bu yüzden zihinsel berraklık, bir oyuncunun güçlü bir silahı olmaktadır.

Zihinsel Denge

Sahada Zihinsel Denge

Bir pozisyonda hakeme itiraz etmek ya da rakibin provoke edici davranışlarına kapılmak kolaydır. Ancak öfke, ateş gibidir, kontrol edilmezse yakabilir.

Gerçek bir basketbol oyuncusu, bu ateşi içsel bir güce dönüştürmeyi öğrenir. Nefes alır, odaklanır, aklıyla oyunu yönetmeye başlar. Basketbolun ustalığı burada gizlidir. Sakin kalabilmek.

Öfkeyi Güce Dönüştürebilmek

Zihinsel denge yalnızca performansı değil, karakteri de etkiler. Çünkü öfkesine hakim olan bir oyuncu, kendine hükmetmeyi de öğrenmeye başlar.

Sahada yaşanacak her kriz, aslında onun için bir içsel sınavdır. Bu durumlarda tepki mi gösterecek, yoksa farkındalığıyla oyuna yön mü verecek? Burada artık oyuncu basketbolun sahadaki sorunlara bilinçli yanıt vermeye başlayacaktır.

Sonuç

Bir oyuncunun gerçek gücü, kaslarında değildir. Zihnin dinginliğinde saklıdır. Basketbol bu anlamda tam anlamıyla hem bir meditasyon rolü oynamaktadır. 

Bir sonraki yazıda, basketbolun hayatla kurduğu derin bağı ve insanın kendini keşfetme yolculuğuna değineceğim. O yazıda görüşmek ümidiyle basketbolla kalın.

spacer